15.6.12
11.6.12
Makyaj ikonu
Kemik yapısı ve zarafeti yüzünden bana hep Audrey Hepburn'ü hatırlatan Barbara Paley'nin bu makyajını yüzümden hiç çıkarmamak (hani hayal ya bu...) isterdim. Kemikler belirginleştirilmiş, göz kapakları doğal bir tonda gölgelendirilmiş. Ölümüne kirpik, oldukça kalın ama mükemmel çekilmiş bir eyeliner, doğal kaşlar ve dudaklar. Bir kadın için daha hoş, daha sofistike bir görüntü sanırım olamaz ve bu siyah-beyaz fotoğrafa bakarak söyleyebiliriz ki asla da olmamış.
Yarın, eğer tüm planlarım gerçekleşirse daha gür görünen kirpiklere (her ne kadar kirpik fakiri sayılmasam da söz konusu bu kısacık ve narin tüyler olduğunda hep daha fazlası hep daha fazlası gerek) bir adım daha yaklaşacağım. Sizleri tabii ki tüm detaylardan haberdar edeceğim.
Soru/Cevap
Ben de uzun zamandır Clinique'in özellikle makyaj ürünlerinden çok memnunum senin de bir şans vermene çok sevindim. Bir dahaki sefere Vitamin C Lip Smoothie grubuna da bakmanı öneririm çok güzel renkleri var :) Aslında Clinique genel olarak ruj grubunda süper, ben çok seviyorum!!
casey23
Clinique'in rujları hakkında böylesi coşkulu bir yorumla karşılaşıp da şans vermemek olmazdı. Ben de 'dudak kliniği'ne kapandım, kendimi mint yeşili ambalajlara adadım ve Clinique standında saatler geçirdim. Neredeyse her ruju denedim. Geçen hafta çantama giren Chubby Stick'in en çok satan rengi Chunky Cherry, şu an her yerde tükenmiş vaziyette. Kendiminkini özenle korumam, bir yerde unutmadığımdan emin olmam gerek. Chanel Rouge Coco Cambon'la karıştırdığımda müthiş bir renk elde ettim. High Impact SPF 15, markanın sevdiğim bir başka serisi oldu. 13 numaralı Flamenco, yarı mat, dudağı kurutmadan rengini belli eden bir alev kırmızısı. Butter Shine Lipstick, adından da beklendiği gibi dudak üzerinde tereyağı kayganlığında, sürmek çok kolay. İçinde pembe tınıları da barındıran 434 Parisian Red'i sürdüğümde başka hiçbir şeye gerek kalmıyor. Doğal bir ten makyajı yapıp allıksız ve maskarasız kalmak, böylesine güçlü bir kırmızı için doğru seçim. Hmm, evet. Yine kırmızı etrafında dolandım. Şaşırdınız mı?
9.6.12
Noir Couture
Bir maskara için ne güzel bir isim: Noir Couture. Givenchy, makyaj koleksiyonunu çıkardığı ilk günden beri teknoloji ve farklılık konusunda diğer markalardan birkaç adım önde gidiyor. Çok özel ihtiyaçlar için tasarlanmış özel ürünler sürüyor piyasaya. Maskaralarının rakipsiz olduğunu düşünüyorum mesela... Bu maskaralar gerek dokuları gerek fırça yapılarıyla bizleri daha önce hiç girmediğimiz sularda yüzdürüyor. Kıyıya vardığımızda ise yüzümüzde beliren memnuniyet gülümsemesini gizleyemiyoruz. Bugüne kadar kullandığım hiçbir Givenchy maskara topaklanmadı, dağılmadı, günün sonuna doğru kirpiklerimin üzerinde sertleşmedi. Yuvarlak top şeklindeki fırçasıyla makyaj çantamı fetheden Phenomen'Eyes, yerini markanın yeni maskarası Noir Couture'e bırakacak gibi görünüyor. Tek bir topun yerini, üç minik top alıyor bu kez. Girinti/çıkıntıların en minik kirpikleri bile yakalayacağını tahmin ediyorum, denemek için sabırsızlanıyorum. Sanırım bu maskara yaz sonunda (ya da belki beni şaşırtarak) yaz ortasında Sephora raflarındaki yerini alır.
O zamana kadar Liv Tyler'ın şu photoshop'lanmış kirpikleri ve Noir Couture için çekilen reklam filmiyle idare edin.
Hatta ve hatta reklam filmine geçmeden önce (eğer ki cilt üzerinde talk-pudra etkisi yaratmayan, yapay sim ya da pırıltılar barındırmayan, 'kaymak gibi' bir bronzer pudra arıyorsanız) markanın Healthy Glow Powder'ına da bir şans verin.
7.6.12
Parfümde yeni sürüm: İyi bir fikir mi?
Alberto Morillas tarafından 1996'da yaratılan Acqua Di Giò'ya, parfüm dünyasından en uzakta duranların burunları bile aşinadır. Tüm baharatlı, odunsu, ten ve ter arasında gidip gelen maço parfümlerin hit olduğu bir dönemde, Giorgio Armani, üzerinden çıkarmadığı beyaz t-shirt'ü edasında tertemiz bir şeylere ihtiyaç duyup moda evi için 'Giò'nun Suyu'nu ısmarlamıştır. Hemen hemen her erkeğin bu kokuyu kullandığı dönemi net olarak hatırlıyorum. Aynı dönemde piyasaya çıkan kadın versiyonu da müthiş sükse yapmıştı, eminim bir çoğunuzun teninde kendine yer bulmuştu. Acqua Di Giò'yla ilgili en önemli detay, karşı cinslerin birbiri için yaratılan parfümü eşit derecede beğeniyor olmasıydı. Seksi parfüm tanımı, doksanların sonunda tamamen değişip daha saf, daha sade, daha 'ıslak' bir şeye dönüşmüştü. Tatillerini geçirdiği Pantellerie'den ilham alan Giorgio Armani parfümde rüzgar ve suyun kokusunu almak isteyince Morillas, deniz tuzu, acı turunçgiller, sentetik marine notalar ve biberiyeyi, parfümün temelindeki misk ve odunsu notalara tazelik katması için kullanmış. Bu sade ama etkili yorum sayesinde olacak ki Acqua Di Giò'nun buzlu cam şişesi de, gri ve modern harfler dışında hiçbir süs barındırmıyor.
Bu yaz Acqua Di Giò Essenza ile tanışıyoruz. Kanadalı model Simon Nessman'ı reklam kampanyasında görüntüleyen Bruce Weber, eski reklam filminin cazibesini bir doz arttırıyor. 'Seks' olgusu, siyah beyaz müthiş görüntülerin yanı sıra derin nefesler ve dalga sesleriyle (neredeyse) beş duyumuza birden hitap ediyor. Ben, bu yeni kampanyayı daha çok beğendim. Gelelim parfüme...
Orjinal Acqua ile yeni versiyon, neredeyse aynı. Bu parfümün de yaratıcısı Alberto Morillas. İlk kokladığınızda algıladığınız tek fark, Essenza'nın amber ve odunsu notalara sırtını yaslamış olduğu. Daha az okyanus, daha çok baharat. Bergamut ve greyfurt, Cascalone molekülüyle bir araya gelerek serin sulara sokuyor bizi, evet. Adaçayı, fesleğen, aromatik yasemin notaları ve floral etki yaratan bir başka molekülle birleşiyor. Buraya kadar neredeyse her şey, aynı. Bir süre sonra en dipte yatan baharat takımı kendini göstermeye başlıyor. Oldukça kalabalık bir takım bu: Sedir, esmer amber, ambrox, vetiver, paçuli ve kara biber. Tertemiz deniz suyuna katılan seksi ten kokusunu yaratıyor. Parfüm ısınarak sudan sıyrılıyor, 'ten esansına' dönüşüyor. İsmini de bence bu yeni duruşundan alıyor.
Bir pazarlama stratejisi olarak tüm büyük moda evleri, kült parfümlerinin daha yeni, daha modern versiyonlarıyla sahne alıyor son senelerde. Bu çaba, hele bir de yeni yaratılan versiyonda kayda değer hiçbir değişiklik yoksa ve orjinal parfüm tüm görkemiyle yeniyi bastırmaya devam ediyorsa (Acqua Di Giò gibi) hiçbir şey ifade etmiyor bence. Aynı Acqua Di Gioia'da olduğu gibi (iki sezon önce de yeni kadın versiyonuyla tanışmıştık) Essenza da, gereksiz bir eleman olarak raflardaki yerini alıyor. Bize kâr kalan tek şeyse, yeni reklam filmi.
Üstte orjinal Acqua Di Giò erkeğini görüyorsunuz. Henüz Nessman'ınki kadar androjen bir duruş istenmemiş. Denizden yeni çıkmış modern bir Adonis'le karşı karşıyayız. Buzlu cam parfüm dünyasında bir yenilikti, bu dokunuşu çok şık bulduğumu hatırlıyorum, hakkındaki fikirlerim aynı kalmaya devam ediyor.
Size bir de bonus: Kariyerine modellikle başlayan (güzelliği dışında sinema dünyasına ne verebildiği tartışılır) aktris Diane Kruger, Acqua Di Giò'nun yüzüydü. Bu kampanyanın da en güzeller arasında yer almaya devam ettiğini düşünüyorum.
E haydi, gitmeden şu reklam filmlerini de seyredin bari...
5.6.12
Güneşte bronzlaşmak ya da şehirde numara yapmak/İşte bütün mesele bu
Ve işte geldiler! Sephora'nın bronzlaştırıcı pudralarını her zaman keyifle ve rahatlıkla kullandım. Öyle bir ton yakalamışlar ki neredeyse her cilt tipine uyum gösteriyor. Bronzlaştırıcı pudranızı asla tüm yüze uygulamayın, güneşe çıktığınızda yüzünüzde ilk bronzlaşan bölgeleri hedefleyin. Burnun hemen üstü, alın ve tabii ki elmacık kemiklerinin üzeri. Eğer amacınız yanık bir ten yerine kemiklerinizi ortaya çıkarmak ise fırçayı biraz daha aşağılara götürmeniz ve elmacık kemiklerinizin altından şakaklara doğru bir hat çizmeniz gerekiyor. Dağıtmayı unutmayın!
4.6.12
Bu ruju sürerken ayna kullanmaya gerek yok
Bugüne kadar makyaj çantam, Clinique'in tek bir koleksiyonuyla ilgilendi: Black Honey. (Bilen bilir, içinde dore tınıları taşıyan harika bir mürdümdür Black Honey. Göz kalemi, ruju, far seti ve çok güzel bir maskarası vardır.) Bir de Bottom Lash Mascara çok ilgimi çekmişti ama nedense Türkiye pazarına giremedi bir türlü...
Geçtiğimiz Sephora çıkartmamda (bu kez alışkanlıklarımı bir kenara bırakıp yeniliklerle tanışma kararı aldım, iyi ki de öyle yapmışım, sizlere bomba gibi ürünler tanıtacağım) şu televizyonda durmadan reklamı dönen, herkesin bahsedip durduğu tombul kalemlere bir şans vereyim dedim.
Oysa ki Chubby Stick, bir dudak kalemi değil. Bir ruj değil. Bir parlatıcı değil. Bir dudak nemlendiricisi değil. Bunların hepsi! Evet, bu hikayeyi biliyorsunuz, ben de farkındayım. NARS, kaç sene önce mat versiyonlarını çıkardı bu tombişlerin, sonra onunla yetinmedi, dudak parlatıcı edasında daha light bir versiyon da sundu bizlere.
Chubby Stick'in en büyük farkı, sürerken bir aynaya ihtiyaç duymamanız. Kremli, yumuşacık bir yapıya sahip. İçeriğindeki mango ve shea yağı sayesinde dudaklarınız nemli kalıyor. Bir de müthiş kalıcı. Sephora'da sadece 8 tonu vardı. Benim dudağıma Whole Lotta Honey oldu bir tek. Richer Raisin ve Graped-Up yoktu. Dudak rengim koyu olduğu için şeftali, çilek ya da böğürtlen gibi yaz kokulu meyve renkleriyle aram pek iyi değil. Whole Lotta Honey, dudağıma sürdüğümde renk gibi durmuyor, dudağım dolgun ve kremsi gözüküyor. E bu numara da hoşuma gitmiyor değil...
Bir de Chubby Stick'i acil durumlarda allık olarak da kullanıyorum. Böylelikle yanaklarımın üzerinde parlak bir etki yaratıyorum.
'E bir dakika, şöyle güzel bir kırmızı yok mu bu koleksiyonda' diye hayıflandığımı duymuş olacak ki Clinique, 8 yeni renkle beni baştan çıkarmaya hazırlanıyormuş... Hatta belki de ben size bu satırları yazarken yeni Chubby'ler (artık biraz sıkışarak ve itişerek) raflardaki yerini almıştır bile!
Yeni hedeflerimi sizlerle paylaşmak isterim: Two Ton Tomato, Voluptuous Violet ve Bountiful Blush. Chubby Stick'in yalnızca 49 TL. olduğunu da belirtirim. 'Ekonomik' ve 'mükemmel' o kadar uzun zamandır yan yana gelmeyi reddediyordu ki! Şu an ben de kendimi o reklamda uçuşan 'chubby'ler kadar hafif hissediyorum! Dünyada her 15 saniyede bir adet Chubby Stick satılmasına şaşmamak gerek. Touche Éclat'nın tahtına göz dikmiş olabilir mi bu tombul?
Hmm... Şunu da eklemeden geçmeyeyim. Clinique Türkiye'nin Facebook sayfasına girecek olursanız kendi Chubby renginizi yaratarak bir yarışmaya katılabiliyorsunuz. Yarışma kısmı bence pek önemli değil de 'kendi rengimi yaratabildiğim' her şeye bir fırsat vermeye hazırım! Hadi bakalım, oyun vakti!
Ama önce şu videoları seyredin...
"On The Sunny Side Of The Street"
Louis Armstrong ve Ella Fitzgerald'ın pek güzel söylediği bu jazz şarkısı, Diane Von Furstenberg'in Sunny Diane parfümünü kokladığımda kulağımda çınladı. Ayrıca Diane'in kendi el yazısıyla yazdığı 'parfüm, temel aksesuardır' cümlesine de yürekten katılıyorum. Geçtiğimiz kış raflardaki yerini alan floral Diane, nedense hak ettiği ilgiyi göremedi. Oysa ki 'güçlü bir kadın nasıl kokmalıdır' sorusuna verilmiş şık bir cevaptı kendisi.
Aynı orjinal Diane gibi sadece Sephora mağazalarında satılan bu yeni yaz versiyonunda, başroldeki frangipani çiçeğinin yanına mandalina ve taze turunçgiller gelmiş. Odunsu notalar, parfümün aquatic kimliği sayesinde yön değiştirmiş. Elizabeth Arden'in Sunflower'ını kullanmış ve şimdilerde özlüyor olanların Sunny Diane'e bir şans vermesini tavsiye ediyorum. Parfümü bir tablo olarak gözünüzde canlandırsanız, şöyle kocaman bir ayçiçeği tarlası düşleyebilirsiniz. Misk, parfümün kalbinde kalmaya devam ediyor. Sıcacık bir yaz gününde, deniz kenarına sürüklenmiş bir ağaç kabuğunun, mandalina ve frangipani ile sarılmış olduğunu da hayal edebilirsiniz Sunny Diane'in kimliğini anlayabilmek için...
Şişe, değişmemiş. Yazlık elbiseni giymiş sadece. Bir dönem çok sevdiğim Clinique Happy gibi, Sunny Diane'i de uzun uzun içime çektim ve kış boyunca etrafımı ikinci deri gibi saran odunsu baharatlara bir mola mı versem diye düşündüm.
Güzellik benim gücümdür (ve biraz da lanetimdir)
Klasik bir masalın olabilecek en hoş ve estetik uyarlamalarından biriyle karşı karşıyayız. Eğer ki kardan beyaz teni, gül kırmızısı dudakları ve geceden siyah saçlarıyla mutlu mutlu gülümseyen saftirik Snow White'ın farklı bir yanıyla tanışmak ilginizi çekiyorsa vizyonda olan 'Snow White and The Huntsman'ı hemen görmelisiniz. Kristen Stewart'ın saç boyası konusunda sinemasever arkadaşım Deniz Tokgöz'le fikir birliğindeydik: Filmin başında kahverengi pırıltılar taşıyan, sonlarına doğru (prensesin içindeki savaşçı ruh kendini gösterdikçe) mavi siyaha dönen saçlar, öyle ya da böyle akmış boya görüntüsünden öteye gidemiyordu. Stewart'ın doğal güzelliğine söyleyecek söz yok, en yakın çekimlerde bile hem doğal hem kusursuz olmakta zorlanmıyor.
'Öyleyse burada neden bir tane bile fotoğrafı yok' dediğinizi duyar gibiyim. Charlize Theron'un olağanüstü kostümler ve harika bir oyunculukla taçlandırdığı şeytan kraliçe Ravenna varken kim bakar Pamuk Prenses'e? Kötülerin meraklı gözlere iyilerden daha güzel görünmesi kuralı, bu masalda da bozulmuyor ve kendimizi Ravenna'nın müthiş saç ve makyaj manzaralarında kaybediyoruz. Makyaj, film ekibindeki en kalabalık grubu oluşturuyor. Yaralar, yaşlılık, kötülüğün getirdiği çirkinleşme filan gibi masalsı dersleri, bizlere birinci sınıf görüntülerle öğretmenin ötesinde, Kraliçe Ravenna'nın moodboard'lara yapıştırılası karelerinden de onlar sorumlu. Theron, Dior'un yüzü olduğu için malzemeler de bu ünlü Fransız etiketini taşıyor olabilir.
'Beauty is my power'ı (güzellik gücümdür), kraliçenin her cümlesinde bir alt metin olarak duyuyoruz film boyunca. Gücünü güzelliğinden alan her kadın gibi o da bu korkunç baskının esiri olmuş vaziyette. Aynasının önünde geçirdiği her saniye (orada fazlasıyla oyalanıyor) bir endişe kaynağı. Ravenna, kalın ve boğuk sesiyle 'mirror, mirror on the wall, who is fairest of them all' (ayna ayna söyle bana, kim en güzel bu dünyada) sorusunu her sorduğunda bu güzelliğin bir bedeli olduğunu/olacağını biz de kestirebiliyoruz.
Süt banyosu efsanesi de masalda kendine son derece estetik bir yer buluyor. Charlize Theron'un tam kıvamında dolgun ve gösterişli, heykelsi silueti, güzel yüzüyle birlikte koyu ve kıvamlı bir süt tabakasının altında kayboluyor. (O sahnede süt banyosuna kendim de girebilmek istedim, ne yalan söyleyeyim... 'Şimdi cildi nasıl nemleniyordur, banyo sonrası nasıl ışıl ışıl parlayacak, acaba bu sütün içine başka neler konabilir' diye düşündüm.) Güzellik konusundaki takıntılarımız, güvensizliklerimiz, çok yukarılara konmuş hedeflerimiz de birer birer dökülüyor omuzlarımıza. Her ne kadar Ravenna'nın baş düşmanı yaşlılık ve zaman olsa da, muhteşem güzelliğine leke sürecek diğer etkenlerin de onu kolaylıkla bunalıma sokacağının farkındayız. Kraliçenin aynasında kendimize bakıyoruz biraz da...
Güzelliğimizi kabullenmeye ve sahip olduğumuzu sevmeye çalışarak...
29.5.12
Altın oran, siyah mermer, kırmızı ruj*
Vogue Paris bir güzellik sayısı çıkardı mı, hele bir de kapağa Laetitia Casta'yı taşıdı mı yapacak tek bir şey var: O sayıyı satın almak. Sonra da uzun uzun fotoğraflara bakmak. Mario Testino'nun objektifinden güzel bir kadına bakmak şaşırtıcı değil, kadınların dilinden pek iyi anlayan Mr. Testino, bizi yıllardır güzel imajlarla şımartıyor zaten.
Yukarıda gördüğünüz şu enfes manzarayı afiyetle yemeden önce mutfakta neler olup bittiğine bir bakarsak (Laetitia'nın mermer gibi tenine dikkat dikkat! Kemik yapısına dikkat dikkat! Farla belirginleştirilmiş olsa da özellikle seyrek ve açık renk bırakılmış kalın kaşlarına dikkat dikkat! Ama en çok kıpkırmızı ruj ve çipil göz makyajının birbirine ne kadar yakıştığına dikkat dikkat!) yalnızca L'Oréal makyaj malzemelerinin kullanıldığını görüyoruz. Chanel değil, Benefit değil, La Mer değil, Laura Mercier değil, Giorgio Armani değil, Thierry Mugler değil. Varmak istediğim bir nokta var elbette. Bu çekimde kullanılan makyaj malzemelerinin hepsinin toplam fiyatı, lüks bir markanın tek bir ürününe eşit.
Ve ortaya böylesine estetik, etkileyici, manyetik bir sonuç çıkabiliyor.
Neden olmasın?
Cilt bakımı için aynı şeyi söyleyemem ama iş makyaja geldiğinde doğru uygulama, doğru denge ve doğru kombin, ürünün önüne geçebilir. Yani bendeniz bir ıssız adaya düşecek olsam (hani hepimiz o adaya illa bir kere düşeriz ya...) ve yanıma ya Pat McGrath'i ya da Chanel'in geçmiş/gelecek tüm makyaj koleksiyonlarını alma şansım olsa... Tabii ki Pat'i seçerim. Hindistancevizi kabuğundan eyeliner yapabilecek yetenekte bir ustadan bahsediyoruz!
10dakika'da önerdiğim ürünler, benim kendi banyomun raflarında yer alıyor. Benim kişisel tercihlerim yani... Tabii ki makyaj dünyasında yalnızca Chanel, Sephora, Benefit ya da NARS yok. Yüzlerce başka marka ve bu markaların birbirinden başarılı ürünleri de var. Sizlerle birlikte keşiflere devam ediyorum ben de. Cilt bakımında ekonomik seçenekler arayanları her daim eczanelere yönlendirmeye devam ediyorum. Daha önce Gönül Ergenekon'un bana önerdiği çok iyi ve oldukça da hesaplı bir C vitamini kreminden bahsetmiştim mesela...
Laetitia Casta'nın Vogue Paris Mayıs sayısında yer alan bu iki karesinin (daha başka güzel kareler içinden benim favorilerim) kadınlara ulaşılabilir fiyatta makyaj malzemeleri sunan bir kozmetik devine ait olduğu düşünülürse... İş makyaja geldiğinde her an her şey mümkün.
* Aslında bu post'un başlığı da Soru/Cevap olmalıydı. Sevgili Sibel, bıraktığın yoruma cevabım, işte bu.
28.5.12
Soru/Cevap
Daha önceki yazılarından birinde yüzüne su değdirmediğini, soda ve tonikle temizlediğini yazmıştın. Peki su değdirmeden cildinin yeterince temizlendiğini hissediyor musun? Ben asla tatmin olamazdım!
Pink Bubbles & Strawberry
Evet. Ne makyaj temizlerken ne de sabahları yüzünü suyla yıkayanlardan değilim. Her gün mutlaka bir kere duş alan bir insan olarak, cildimin yeterince 'su'landığına (ve bu nedenle de kuruduğuna) inanıyorum. Karma/kuru bir cilde sahip olmama rağmen, yağlı ya da karma ciltlere tavsiye edilen tonik ve losyonlardan da uzak durduğumu söylemeliyim.
İlk önce, soda meselesini bir konuşalım. Yüzü sodayla temizlemek son derece faydalı ve bir o kadar da etkili oluyor. Tek sorun, her seferinde yeni bir soda şişesi açmak zorunda kalmak. Yarım gün beklediğinde bile ikinci seans, ilki kadar etkili olamıyor. Birkaç ay Marie Antoinette gibi takıldıktan sonra bu methodu bir kenara bıraktım. Çünkü...
Clarins'in sarı papatya özlü losyon/toniğiyle tanıştım. Bu ürünün sabahları, yüzüme beyaz bir pamuk üzerinde değdiği anın güzelliğini anlatamam! Yazları bazen buzdolabında bekletiyorum, temizlik ve serinlik bir araya geliyor. Dokusu yumuşacık; üzerine serum ya da krem sürmeden önce azıcık bekliyorum, cildim asla kurumuyor.
Bir diğer favorim Herborist Vitality Toner. Köpük şeklindeki bu tonik, cildi canlandıran ve besleyen çiçek özlerinden oluşuyor. Cilde değdiğinde sıvıya dönüşüyor, pamuk kullanmaya gerek yok, parmak uçlarınız yeterli.
NARS Makeup Cleansing Oil, yalnızca makyaj çıkarmak için değil, zaman zaman cilt temizliği için de kullandığım ve çok sevdiğim bir başka ürün. İçine argan yağı karıştırıp, bazen yüz peeling'lerimden de bir parça katıp kendimce komik bir karışım yaratıyorum. Reçetesi bana ait bu scrub'ı cildime masajla uyguladıktan, duruladıktan ve elde ettiğim sonucu gördükten sonra karışımın o kadar da komik olmadığına karar veriyorum. Gerçek bir yağ manyağı olduğum için yolculuğa yağ olarak başlayıp losyona dönüşen bu üründen asla vazgeçemeyeceğim sanırım...
E peki Sephora Velvet Hand Scrub'ın burada ne işi var diye soranlarınız olacaktır. Bazen, cildimin çok kuru ve cansız olduğunu hissettiğim zamanlarda bu el peeling'ini yüzüme uyguladığım oluyor. Çok riskli işlere bulaşmadığınız sürece deneme/yanılma yöntemi hepinizin mutlaka yaşaması gereken bir güzellik ödevi. Cildinize hangi karışımın iyi geleceği hiç belli olmaz. En iyi arkadaşınızın çok memnun kaldığı o kremi/losyonu/makyaj temizleyicisini satın almak yerine kendi 'best of'unuzu yaratmaya çalışın.
İyi haftalar 10dakika'cılar!
24.5.12
Kuyruk meselesi
Esmeray, bir önceki kaş seansımızda şöyle bir cümle kurdu: 'Acaba sana şöyle incecik bir eyeliner mı çeksek kalıcı? Belli belirsiz...' Yok canım... Ne kalıcı eyeliner'ı... Bunu duyduktan hemen bir sonraki saniyede, seneler önce başka bir makyöz tarafından kurulmuş şu cümle geldi aklıma: 'Her daim Türkan Şoray gözleri yapmalısın sen, asla far kullanma. Bir tek eyeliner, maskara ve biraz da allık." Hmmm... E iyi güzel de... Ben eyeliner kullanamıyorum ki!!! Sürmek, çekmek, uzatmak, kuyruk yapmak... Bunların hiçbirini yapamıyorum. Yukarıda gördüğünüz o yoğun, siyahtan da siyah, dikkati şak diye üzerine kitleyen gözlerden biri asla benimki olamıyor!
Solda Clinique'in kuru, pudralı kalemi. Kullandım, çizgisi çok kalın oluyor. Sağda Chanel'in efsanevi likit eyeliner'ı. Denedim, çizgiyi aynı kalınlıkta çekmeyi beceremiyorum, ayrıca eyeliner'ı çektiğim noktayla kirpiklerim arasında illa boş, beyaz bir alan kalıyor. Beni çıldırtıyor. Saatlerce uğraşıp süründükten sonra hemen pamuğa sarılıp, yağlı göz makyaj temizleyicileriyle kanvası sıfırlıyorum. Bence göz makyajımın en güzel hali de o zaten. Kendinden geçmiş, yerle bir olmuş eyeliner.
Mesela bu kız... Şu kız. Karla. Kısacık saçlarını nasıl uzatacak diye (ben de aynı yollardan geçiyorum ya şimdi) takibe aldığım bir insan. Kendi kendine çekmeyi başardığı bu kuyruklu eyeliner'ını çok beğendim. Kaşlar açık renk, dudaklar hafifçe renklendirilmiş, yüzde başka hiçbir şey yok. Modern, iddialı, güzel. Aynanın karşısına geçip ben de denedim. Sonuç: Felaketin fevkinde.
Aynı Karla gibi makyajını her daim kendisi yapan Marilyn'e dönüp bakalım. Evet ya, Marilyn. Hani şu beyaz elbisesiyle mazgalların üzerinde durmaya özen gösteren, Kennedy ailesini birbirine katan, kız çocuğu sesli kadın. Bildiniz siz onu... Eyeliner'sız tek bir karesine rastladınız mı bugüne kadar? Asıl beceri hem üstten hem de alttan iki minik kuyruk çekerek, göz şeklini iyice bademleştirmek zaten. Böylece gözlerin etrafına minik bir kuş kanadı takmış oluyorsunuz, bakışlarınız yukarı kalkıyor. Seksi, dinç ve genç görünüyorsunuz.
Sonra bir de Met Gala fotoğraflarında makyajıyla dikkatimi çeken Mary-Kate Olsen'ın koyu bronz farla yarattığı kuyruk var. Her şeyden önce bu makyajdaki bronz tonlarına bayıldığımı söylemeliyim. Çevre yolunda çiçek satan çingene kızlar, bazen bu halde çıkar karşımıza. Onlarınki güneşte kavrulmaktan ve biraz da hijyen eksikliğinden oluyor ama doğal kahve tonlarının kemikleri belirginleştirip yüzde oyunlar yaratmasına bayılıyorum! O küçük kızların da çok güzel olduğunu düşünüyorum. Sonra da 'ne diyorum ben ya' deyip vicdan azabı duyuyorum. İnsan her yerde mi makyaj görür?!
Ne diyorduk? Evet, farla yaratılan sahte eyeliner etkisi... Bu arada fark ettiyseniz üst kirpik çizgisinde tam kıvamında kalınlıkta bir sıvı eyeliner yerini almış zaten. Sadece kuyruk bronz farla yapılmış. Şimdi izninizle ben bunu bir deneyip geleceğim... O et rengi dudaklar için de Chanel ruj koleksiyonumdan uygun bir renk seçeceğim.
19.5.12
Marc Jacobs'tan Dot dot dot* !
Marc Jacobs, yeni parfümü Dot için kaideleri yine bozmamış ve senelerdir Hansel edasında yürüdüğü o çiçekli böcekli yola bakıp 'benim kelebeklerim nerede' diye soruvermiş kendine. Formül hep aynı: Ultra-sevimli, kitsch sayılabilecek, biblo kıvamında bir şişe; parfümü temsil edecek dudaksız, koca gözlü, ergen ve sıfır makyajlı bir yüz (bu kez Avustralyalı model Codie Young); çiçek ve meyve esanslı 'tazecikkörpecik' bir dünya. İyi hoş da. Sıkıldık (mı) biraz...
Parfüm pek tabii ki vücut losyonu, duş jeli gibi oyuncaklarıyla birlikte geliyor. Jacobs dünyasında her kız, çocuk evinin pembe banyosundaki tüm rafları doldurabilmeli...
Kırmızı şişe (puantiye ismini ve esprisini çok tatlı bulduğumu itiraf edeyim hemen şuracıkta) sebepsiz yere değil. Dot, açılışını orman meyveleriyle yapıyor. Pitaya meyvesi, kırmızıları takip ediyor. Bu baloncuklu, meyve kokulu açılıştan sonra devreye Marc'ın kıymetlileri giriyor: Hanımeli, yasemin ve portakal çiçeği. Benim ilgimi çeken grup dip notlar oldu. Hindistan cevizi suyu (yummy), vanilya, odun ve misk. Dolgun hatlı şişesine ve şu formülüne bakarak Dot'un bir tık daha seksi, flörtöz ve davetkar olduğunu tahmin ediyorum.
Jacobs esans ailesinin bugüne kadar ilgimi çeken tek bir üyesi oldu: Erkekler için yaratılan ama tanıdığım birçok kadının da severek kullandığı Bang.
* Hatırladınız mı? 'Mamma Mia' da Sophie, annesinin günlüğünü, babasının kim olduğunu bulabilmek amacıyla en yakın arkadaşına okuyordu hani... Annesi çapkınlıklarını anlatırken son noktaya geldiğinde ne yaptık diyordu? Dot dot dot! Nokta nokta nokta...
17.5.12
My Dior
Aslen Dior mücevherlerini tanıtmak amacıyla Steven Meisel tarafından çekilmiş olsa da saç ve makyaj adına keyifli şeyler de görmek mümkün bu reklam filminde. Başrolde Raquel Zimmermann. Saç Guido'ya makyaj ise Pat McGrath'a ait.
Dersimiz: Cannes 101
Diane Kruger'in elbise seçimindeki ağırbaşlılığı, saç ve makyajına da yansımıştı dün gece gerçekleşen açılışta. E tabii, jüri üyesi olmanın getirdiği doğal bir görsel sorumluluktu bu. Kendisine topuzu çok yakıştırıyorum, bu olgun chignon da hiç sırıtmamış, tek omuzlu elbiseyi güzelce dengelemiş.
Kruger'in makyajındaki en önemli unsur, elmacık kemiklerini ve (kahverengi tonlarındaki doğal ama bir o kadar da etkili) göz makyajını ortaya çıkaran o ışıltı. Aydınlatıcı konusunda hassasım. Hepsini denedim, denemeye de devam ediyorum. Hiçbiri NARS Copacabana'nın yanına bile yaklaşamıyor. The Multiple stick versiyonunu da senelerce severek kullandım ama krem versiyonun biz kadınlara en büyük armağan olduğunu düşünüyorum. Dudak çizgisinin hemen üzerine, kaş kemiğinin hemen altına, elmacık kemiklerinin üzerine... Burnun üzerine ince bir çizgi halinde... Makyaj çantamdan asla çıkarmam, sizlere de hemen bir adet edinmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Dumanlı göz makyajı deyince akla hemen siyah, granit ve gümüş rengi gelir Türkiye'de. Oysa ki kahverengi ve tonları, cildin doğal renk skalasında mevcut olduğundan (bronzlaşınca ne renge dönüyor teniniz?) çok daha modern bir etki yaratıyor. Too Faced'in Natural At Night makyaj paletinde, Kruger'in göz makyajına sahip olmak için kullanmanız gereken kahve, mor ve bronz gibi tonlar bir arada. Mavi gözler için kahvenin hakiye ve yeşile çalan tonları da ideal. Siyah gözlüler koyu kahve, mor ve lacivertlere yönelebilir. Yeşiller, mürdüm ve kırmızı barındıran kahvelerden yana kullanmalı tercihini...
Tilda Swinton'un klasik bir güzellik olmadığı aşikar. Güzel olup olmadığı da tartışılır. Ancak kusursuz bir cilde, o cilt rengiyle uyumlu hafif pembeye çalan bir sarışınlığa ve kendine güvene sahip. Bu da kırmızı halı üzerinde gerekli etkiyi yaratmaya yetiyor. Pembe altın rengindeki elbisesini, sıfır makyaj illüzyonuyla birleştirmiş. Ama siz 10dakika'cılar çok iyi bilirsiniz ki sıfır makyaj demek, katman katman belirginleştirilmiş ve çok iyi yapılmış bir ten makyajı demektir. Gözler çıplak. Kaşsız, kirpiksiz, çipil, klasik Swinton görüntüsü. Cilt, kremsi ve parlak, yarı şeffaf bir fondöten ya da renkli nemlendiriciyle örtülmüş.
İşte burada bir dakikalık mola veriyor ve Self Tan hadisesini sorguluyoruz. Swinton'ın makyajında bronzlaştırıcı jelin, fondötenle karıştırıldığını düşünüyorum ben. Bu da doğal bir etki yaratmak ve ciltte herhangi bir lekelenmenin oluşmaması için ideal yöntem. Elinizin üzerinde fondöteninizi, fındık büyüklüğünde krem aydınlatıcınızı (NARS Copacabana) ve Vita Liberata'nın Tinted Self Tan jelini karıştırın. İyice karıştığından emin olduğunuzda yüzünüze eşit şekilde dağıtın. Bronzlaştırıcı jelden dolayı parmaklarınızla değil, bir süngerle ya da fırçayla yüzünüze uygulayın.
Elde ettiğiniz ilk kat bronzluğun ardından sıra, yüzde boyut yaratmaya geliyor. Benefit'in Sun Beam Golden Bronze Complexion Highlighter'ı ve iyi bir bronzlaştırıcı pudraya ihtiyacınız var. Bronzlaştırıcı pudrayla alnın hemen üzerini, elmacık kemiklerinin altından şakaklara uzanan iki çizgiyi, burnun iki kenarını geçtikten sonra aydınlanması gereken noktaları Sun Beam'le parlatacaksınız. Böylelikle bronzluk yüzünüzde bir kalıp gibi görünmeyecek. Bronzluk demişken boyun bölgesine dikkat! Bembeyaz kalmamalı. Bir sonraki adım, dudakları hafifçe renklendirmek. Eğer gerekiyorsa NARS Exhibit-A gibi içinde kırmızı ya da portakal rengi barındıran bir allıkla yanaklarınızın tam üzerindeki çıkıklığa dokunabilirsiniz. Bronz tonda bir ten makyajıyla pembe allık kullanmak, yapabileceğiniz en alaturka ve gereksiz müdahale olur.
Eva Herzigova. 'Bir süpermodelden ne kadar kötü bir performans bekleyebiliriz ki' deyip kendimizi kandırmayalım. Ne modeller ne elbiseler ne kötü makyajlar gördük şu kırmızı halının üzerinde... Herzigova, vintage esintili, işlemeli ve aplikeli elbisesinin gösterişini saçı ve makyajıyla ustaca dengelemiş. Bu kadar oyuncaklı bir elbiseyi giyip teatral havayı saç ve makyajınızda devam ettirmezseniz bir şeyler havada kalabilir. Oysa ki Marilyn Monroe'nun ikonik saç modelini ıslak bir şekilde taşımak, bu saçı da klasik ama modern bir makyajla birleştirmek, şu fotoğrafta göründüğü gibi harikalar yaratabilir.
Islak ya da ıslak görüntülü saç, geçtiğimiz sezon hayatımıza girdi. Uzun bir süre de çıkmayacak gibi görünüyor. Şu an saç uzatmaya çalışan bendenizin de sürekli uyguladığı bir kaçamak kendisi. Nasıl mı? Saçlarınız ıslakken onları elinizle istediğiniz şekle soktuktan sonra (geriye mi tarayacaksınız, yandan mı ayıracaksınız) en sevdiğiniz saç maskenizle (evet, evet... hani şu banyoda sürüp sonra duruladığınız maskeniz) saç bakım yağınızı elinizde karıştırıp saçınıza uygulayacaksınız. Maske, tutuculuk sağlayacak, jöle görevi görecek. Saç bakım yağı ise saçınızın katılaşmasını engelleyecek, yumuşak ama formda kalmasını sağlayacak. Olur da nemli havanın azizliğine uğradığınız bir gece geçiriyorsanız (siz deyin düğün ben diyeyim mezuniyet) o halde arada sırada banyoya koşturup saçlarınızı ıslatabilir ya da benim yaptığım gibi yanınıza el kremi ya da vazelin alabilirsiniz.
Herzigova'nın göz makyajı eyeliner ve maskaradan ibaretmiş gibi görünse de, bu tarz bir göz makyajı uygularken bir baz farla bütünlüğü sağlamak ve göz kapağı üzerinde homojen bir etki yaratmak şart. Sephora'nın uçuk lilası, Eva gibi mavi gözlüler için ideal.
Dudaklarda ruj yerine parlatıcı kullanarak bir yaz tazeliği yakalamış Herzigova. Mat rujların dramatik etkisi tartışılmaz ancak doğru parlatıcı, dudaklarınızı olduğundan dolgun, dişlerinizi olduğundan beyaz, teninizi olduğundan saydam gösterebilir. Chanel Rouge Allure Extrait De Gloss, muhteşem bir parlatıcı. Favori renklerim nötr tonlardaki Impertinence ve Insouciance. Herzigova'nın çilek rengi dudaklarını ise Excés ya da Émoi'dan bir kat sürerek elde edebilirsiniz.
16.5.12
Bir melek gibi kokmak...?!?!
Başlığa bakacak olursanız Thierry Mugler'in efsanevi kokusu Angel ile ilgili kuşkular ve önyargılar içinde yaşadığımı anlarsınız. Bir kere bir parfümün mavi renkte olmasını asla anlayamıyorum. Nedir bu? İlahi bir iksir mi? Çocukları kandırmak için renklendirilmiş ve tatlandırılmış bir öksürük şurubu mu? Gökten düşen bir yıldız parçası mı? Ve hatta yıldız suyu mu?!? Thierry Mugler'e göre gökten düşen bir yıldız Angel. Öyle bir yıldız ki onu süren kadını göklere çıkarıyor, uzaya götürüp getiriyor, bambaşka bir dünyanın kapılarını açmakla kalmıyor, süren kişiyi o bambaşka dünyanın prensesi yapıyor.
Hmmm...
Oysa 1992 yılında piyasaya sürülen, tatlı notalar ve vanilya üzerine inşa edilmiş ballı kaymaklı bir esanstan ibaret Angel (the original), benim için 'Ali'ler Reina'da masa açtırmış, gidelim miiiieeeee' diyen kızların kokusuydu. Sizi uyarmıştım, önyargılıyım. Sanki 92 yılında gizli bir operasyon başlatıldı ve tüm dünya başkentlerinin sokaklarına biz gece uyurken Angel püskürtüldü! Her yer buram buram vanilya, hindistan cevizi, orkide, şeker, gül, amber, bitter çikolata ve karamel kokmaya başladı. Yediğim yemeğin bile Angel koktuğundan şüphe duyduğum zamanları net olarak hatırlıyorum! Boşuna değil, Angel, 2007 yılında Fifi Hall Of Fame Ödülü'nün sahibi oldu.
En tepede gördüğünüz ambalaj, 1998 yılında piyasaya sürülen Innocent'a ait. Oryantal vanilya olarak tanımlanan, Laurent Bruyere tarafından tasarlanan bu hafif esans, tüm Angel önyargılarımı yerle bir eden kokudur işte. Açılışını mandalina, portakal ve bergamutla yapar, ortada frenk üzümü, badem ve orman meyveleriyle devam eder, en dipte amber, misk ve pralinle yoğunlaşır. Orjinal Angel'a göre daha taze, daha meyveli, doğal ten kokusuna daha yakın bir yerlerde durur. Reklam kampanyası ise Thierry Mugler'in bilim kurgu merakına kurban gitmekten kaçamamıştır...
Şimdi bu kadar konuştum konuştum konuştum (yazdım yazdım yazdım) ve itiraf ediyorum: Banyomda bir koca şişe Innocent duruyor. Serin ve rüzgarlı havalarda (mesela bugün) sıkıyorum ve sonuçtan çok memnun kalıyorum.
Bu arada şu konuyu da paragraflardan birine sıkıştırmak lazım geliyor: Angel'ın erkekler üzerindeki etkisi. 'En seksi koku nedir' anketlerinde hâlâ ilk üçte bu mavi parfüm. Ben, doksanlı yıllardan bugüne erkeklerin hayatına giren kadınların birinin illa ki Angel kullanmış olmasına bağlasam da bu durumu, olfaktif gerçekler öyle söylemiyor. Pralin, şeker, vanilya, amber, paçuli gibi notaları, erkeklerin beyninde yanıp sönen neon tabelalar gibi düşünün: 'SEKS!... SEKS!... SEKS!'.
İşte hem bu seksi havayı sürdürebilmek hem de modern zamanın sadelik ve netlik tutkusundan geri kalmamak için Mugler ailesi, Angel Eau de Toilette'i çıkardı şapkasından geçtiğimiz sene. Ünlü burun Amandine Maret, her ne kadar gurme öğeleri dışarıda bırakmasa da şeker ve şerbetten ziyade pudraya sarıldı. Bergamut ve pembe biber, pralin ve orman meyveleri, en dipte yine aynı seksi formül, paçuli, sedir, vanilya ve beyaz misk. Parfümü ilk kokladığımda Angel'dan ziyade Innocent'a yakın bir şeyler buldum. Daha genç, daha taze, daha modern bir şeyler... Parfüm kulübüme birden fazla Angel sokmaya prensip olarak karşıyım, o yüzden Innocent'la rüzgarlı günlerde yola devam.
Angel Eau de Toilette'in yüzü Eva Mendes oldu, hatta parfümün reklamında şarkı bile söyledi. Orjinal Angel'ın yüzü Naomi Watts'dan bayrağı devraldı yani. Bakın hatta şurada kardeş kardeş sarılmışlar... Angel'ın ilk reklamı o kadar eski ve kötü ki neredeyse kitsch sınıfından makbul sayılabilir. Eva Mendes'li versiyon ise uzay aracı yerine hızlı trene terfi etmiş.
Subscribe to:
Comments (Atom)
Labels
10dakikagecikiyorummakyajımbitmedi
15 Eylül 2011
1925
1990
2010 top 10
2011
2011 Yılbaşı
2012
40
5 Couleurs Eye Palette
5 Kutu Güzellik
A Scent Eau de Parfum Florale
Abbey Lee Kershaw
Acqua Di Gio
Acqua Di Gioia
Adios
afro
Afterglow
Agyness Deyn
aksesuar
Alaçatı
Alberto Morillas
Alex Box
Alexa Chung
Alexander Wang
Ali MacGraw
Alien
alışveriş
ALL
All Decked Out
allık
Allure Sensuelle
Almodovar
Almost Nude
altın
Amarige
ambalaj
amber
Amira Ahmed
Amra Cerkezovic
Ana Claudia Michels
Anais Anais
Angel
Angel Eau de Toilette
Angel Innocent
Anna Sui
anneler günü
antioksidan
ara ton
aralık
Arizona Muse
Armani
Armani Privé
aseton
Asmer Ayak Sağlığı Merkezi
Astrid Berges Frisbey
Autumn Leaves
Ava Gardner
aydınlatıcı
Azra
B.right Radiant Skincare
backstage
Backyard Bill
badem esansı
badem yağı
Baiser Volé
bakım
bal
Balenciaga
Balm Urgency "Boo Boos" Express Solution Skin Repair
Balmain
balyaj
Bambi Northwood-Blyth
banyo
banyo köpüğü
Barbara Paley
Bare Minerals
baz
beach hair
Beauty Bomb
Beauty Knife
Bella Swan
Belle D'Opium
Ben Gorham
Benefit Bad Gal
Benefit Bathina
Benefit Benetint
Benefit Brow Bar
Benefit Cosmetics
Benefit Crescent Row
Benefit Lipscription
Benefit Ooh La Lift
Bengali
Bento Box
Bepanthen
beslenme
Best Buys of 2011
beyaz
Beyoncé
Bi-Facil
Bimba Bosé
Biotherm
Biphase
bitkisel yağ
Black Swan
Blake Lively
bleach
Bleu de Chanel
blog
blogger
blonde
Blu-Ray
Blue Denim
bob
Bobbi Brown
Body Oil
Body Scrub
Body Wash
Bombay-Paris
bordo
bordo ruj
Bottega Veneta
Boy George
Brad Pitt
Brasil Dream
Brazilian Keratin Treatment
Bremenn
Brigitte Bardot
bronz
bronzlaştırıcı pudra
Brunette Eyes
buğday
Burberry Body
Burberry Prorsum
butik parfüm
Butter Shine Lipstick
Bvlgari Jasmin Noir
Byredo
C vitamini
California Nail Bar
Calyx
Cambon
Cameron Diaz
Cannes
çanta
CARGO
Carla Bruni-Sarkozy
Carmen Kass
Caroline Sieber
Carrie Bradshaw
Cartier
Cashmere Mist
Catherine Deneuve
catwalk
çekim
Celine
Cem Bora
Ceylan Atınç
Ceylan Çapa
Cha Cha Tint
Chance Eau Fraiche
Chance Eau Tendre
Chanel
Chanel Allure
Chanel Chance
Chanel No. 5
Charlize Theron
Charlotte Casiraghi
Charlotte Gainsbourg
chignon
Chloé
Christian Dior
Christina Ricci
Christy Turlington
Chubby Stick
Chunky Cherry
çiçek
çikolata
çil
cilt
cilt bakımı
cilt kremi
cilt temizliği
Çin
Claire Danes
Clarins
Claudia Schiffer
Clinique
Clinique Happy
Coco Chanel
Coco Eau de Parfum
Coco Mademoiselle
Coco Noir
Coconut Grove
Codie Young
concealer
Constance Joblanski
Contemporary 10
Coralista
Cosmopolitan
Couture 2011
Couture 2012
Cozy
Cristalliste
Crystal Renn
Cumhuriyet Bayramı
Cut By Fred
Dahlia Noir
Daily Energizer
Dalan
dantel
Daphne Groeneveld
Daphné Hezard
DayWear
DazedandConfused
dedikodu
defile
Delight
Demi Moore
Deniz Tokgöz
deniz ve güneş
Deniz Yeğin İkiışık
dergi
dermatolog
Dessin Du Regard
detay
Diana Vreeland
Diane
Diane Keaton
Diane Kendal
Diane Kruger
Diane Von Furstenberg
Diba
Dick Page
Dior Addict
disk
DIY
dizi
doğal
doğal makyaj
doğal yağ
Dolce and Gabbana
Donna Karan
dore
dövme
Drew Barrymore
Dries Van Noten
dudak bakımı
dudak dolgunlaştırıcı
dudak kalemi
dudak kontürü
dudak nemlendirici
dudak parlatıcı
düğün
duş jeli
E vitamini
Eclipse
eczane
Editions De Parfums Frédéric Malle
ekstra
el bakımı
El İstanbul
el kremi
Elele
Elena Anaya
Elie Saab
Elizabeth Taylor
ELLE Türkiye
ELLE UK
Ellen Barkin
elmacık kemiği
Elodie Bouchez
Elsa Schiaparelli
Emily Weiss
Emma Watson
Emmy
Enchanted Glamourland
Ensar Cantürk
Erborian
erkek
Ernest Beaux
eşantiyon
Esmeray Yıldırım
Essenza
Essie
Esteé Lauder
Estée Lauder
estetik
Eva Herzigova
Eva Mendes
Evan Rachel Wood
evde yap
Even Better Eyes
Exfoliating Face Disc
express serisi
Express Solution Fatigue Eraser
eyeliner
Ezgi Tanlak
Face Forward
facebook
far
far paleti
Fashion Night Out
Federico Grigorini
fetiş
film
Fioravanti
flashback
floral
FNO
fondöten
fotoğraf
François Berthoud
François Demachy
François Nars
Franziska Müller
Freckles Crayon
Fred Farrugia
Frédéric Malle
Freja Beha Erichsen
Frenzy
Frida Kahlo
Funny Face
Gabrielle Chanel
GAP
Garancé Dore
Gaultier
gelin
Gemma Ward
Génifique
Georgia
Giambattista Valli
Gigi
Ginta Lapina
Giorgio Armani
Gipsy
Girl Meets Pearl
Girls
Gisele Bundchen
Givenchy
Glowla
Golden Globes
Gönül Ergenekon
göz çevresi
göz farı
göz kalemi
göz makyajı
Gözde Atakoğlu
Grace Kelly
Grammy
Graphite
gri
Gucci
Guerlain
Guido Palau
Guilty
gül suyu
güneş
güzellik
Gwen Stefani
Gwyneth Paltrow
haber
haki
hamam
Hanneli Mustaparta
happy pastels
Harmonie De Printemps
Harper's Bazaar
hassas
Hazal Yılmaz
HBO
Head Mistress
Healthy Glow Powder
Heath Ledger
hediye
Helena Christensen
Hello Flawless
Hello Flawless Oxygen Wow
Herborist
Hi Panda
High Beam
High Brow
High Brow Glow
High Impact
hikaye
hindistancevizi
Hint
holiday collection
Holiday Palette
Hollywood
hot now
Hotel Costes
Huile de Corps
Huile Prodigieuse
HydraQuench
Hypnose
Hypnose Precious Cells
I Love Chanel
i-d
I'm Glam
Idealist
IFW 2010
IFW2010
ikon
ilham
ilik bakımı
ilkbahar
İlkbahar/Yaz 2011
İlkbahar/Yaz 2012
İlkbahar/Yaz 2013
Illamasqua
Illusion D'Ombre
illüstrasyon
ince telli saç
inci
indirim
Industrie
Inés De La Fressange
İngiltere
Instant Bucolique
InStyle
Interview
İnto The Gloss
İsabel Lucas
Isabella Rossellini
Issey Miyake
İstanbul
İstinyePark
It-Blue
İtalya
ışık ve gölge
J'Adore
Jac Jagaciak
Jak and Jil
January Jones
Jean Paul Gaultier
Jeanine Lobell
Jenna Menard
Jennifer Connelly
Jennifer Lopez
Jennifer Love Hewitt
Jessica Alba
Jiji
Jil Sander
Jimmy Choo
John Frieda
Josephine de la Baume
juicy tubes
Justjellycat
kabarık saç
kabuki
Kabuki Artisan Brushes
kadifemsi göz çevresi
kadın
kahverengi
kajal
kakül
kampanya
kapak
kapatıcı
Karl Lagerfeld
Karla's Closet
Karleidoscope
kaş
kaş açmak
kaş farı
kaş fırçası
kaş kalemi
kaş seti
Kat Dennings
Kate Middleton
Kate Moss
Kate Winslet
Katie Holmes
Katy Perry
Keira Knightley
Kelly Framel
Kemal Baykar
Kenzo Jungle L'Elephant Perfume
Kenzo parfüm
Kérastase
keratin
kese
kesim
Kevyn Aucoin
keyif
khol
kirpik
kirpik bakımı
Kirsten Dunst
kisrten dunst
kitap
kırmızı
kırmızı halı
kırmızı oje
kırmızı ruj
kış
kış bakımı
kısa saç
kıvırcık saç
kızarıklık
kızıl saç
klasik
kohl
koleksiyon
koyu halkalar
krem
krem far
kristal
Kristen McMenamy
Kristen Stewart
kuaför
kült
kuru şampuan
kuru yağ
küt kesim
kuyruk
L.I.L.Y
L'Air de Nina Ricci
L'Eau de Chloé
L'Officiel
La Base Dewy Glow
La Déesse
Lacquer
Lady Gaga
Laetitia Casta
LaGuna
lame
Lana Del Rey
Lancaster
Lancome
lansman
Lanvin
Lara Stone
lash amplifier
LashPlus
Laura Bailey
Lauren Hutton
Le Vernis
Léa Seydoux
Leighton Meester
leke
Lemon Meringue
Les Exclusifs de Chanel
Les Fleurs D'Ete
Let's Dance
limon
Linda Evangelista
Linda Rodin
lip balm
lip gloss
Lisa Eldridge
liste
Liv Tyler
Liya Kebede
Liz Taylor
Loewe
Londra
Lookin' To Rock Rita
loose powder
losyon
Louise Brooks
LouLou
Love Magazine
Luca Turin
lüks
Lush Flush Lip and Cheek Stain
M.A.C
M.I.A
MAC Kanyon
macenta
maden suyu
Madonna
mağaza
magenta
Magic Ink
Maiko
Make My Lemonade
Make Up For Ever
Make Up Masters 2012
Make Up Your Mind Beauty Weekend
Make-Up Masters
Makeup Your Mind Express Yourself
Making Faces
makyaj
makyaj çantası
makyaj çıkarıcı
makyaj fırçası
makyaj koleksiyonu
makyaj seti
makyajsızlık
makyör
makyöz
malzeme
Mandy Moore
manikür
Marc Jacobs
Marcus Piggott
Margot Tenenbaum
Mariacarla Boscono
Marilyn Monroe
Mario Sorrenti
Mario Testino
Marjorie Durand
Mark Rothko
Marni
Mary-Kate Olsen
maskara
maske
mat oje
mat ruj
mavi
Maya Arulpragasam
Mefisto
mektup
Melis İlkkılıç
Meltem Cumbul
mercan
merhem
Mert Alaş
Meryl Streep
mesaj
metalik
Michael Jackson
Michael Kors
Michelle Williams
Milano
Miracle
Misfit
misk
Missoni
Missy Rayder
moda
moda editörü
Moda Haftası
model
Molly Sims
Monica Vitti
Monika Jagaciak
Monoi Body Glow ll
monoi tiare
Moon Beam
morluk
Moroccan Oil
Multiple Stick
mürdüm ruj
Musc Amande
müzik
nail patch
Nails Inc.
Naked 2
Nana
nane
Naomi Watts
Narciso Rodriguez
NARS
NARSskin
Natalia Vodianova
Natalie Portman
Natasha Poly
Naz Dipçin
nem
nemlendirici
Neo Hair Design Studio
neon
New West
New York
Nicolas Ghesquiére
Nicole Richie
Nina Ricci
Nine D'Urso
Nişantaşı
No 19 Poudré
No 5 Eau Premiére
No:5
Noir Couture
Noir Couture Mascara
nostalji
nota
Nuance
numara
Nutiva
Nuxe
O2 D Biotic
Ödül Töreni
Oh My Chérie
oje
okuyucu
Olio Lusso
Olivia Palermo
ombre french manikür
ombre hair
onarıcı
öneri
Opium
organik
organizasyon
Orgasm
örgü
oryantal
Oscar Ödül Töreni
Osman Başyiğit
paçuli
palet
pamuk
Pan Am
Pantone Universe
paraben
Paradoxal
parfüm
parfümör
Paris
parti
pastel
Pat McGrath
Patrick Demarchelier
pazar
pazar pazar
pazartesi
pedikür
peeling
peggywolf
pembe
Penelope Cruz
Penny Lane
Peridot
Perk Up Artist
Peter Philips
Peter Phillips
Phenomen'Eyes
Philip Lim
Phoebe Philo
pigment
Pixie
Pınar Yeğin
platin
Platinum Egoiste
portakal
Post Card by CARGO
Prada
Prada Candy
pratik bilgi
Pro-Prime
protein
Prrrowl
pudra
Pure Radiant Tinted Moisturizer
Pureness
Purple Khaki
QNail Bar
Quartz
Rachel Bilson
Rag and Bone
Rankin
Raquel Zimmermann
reklam
reklam filmi
Rene Furterer
renk
renkli nemlendirici
Resort 2013
retro parfüm
Retrochic
Rexaline
Rick Owens
Rihanna
Rive Gauche Pour Homme
Roberto Cavalli
Rochas
Rodarte
Ron Arad
Rooney Mara
röportaj
Rose Khaki
Rouge Allure
Rouge Allure Velvet
Rouge Coco
Rouge Coco Shine
Rouge Noir
ruj
sabah hazırlığı
sabun
saç
saç bakım kremi
saç bakımı
saç boyası
saç kesimi
saç kremi
saç modeli
saç rengi
SAG Awards 2012
sağlık
sahil
sahne makyajı
sakız
Sakura
salatalık
Salma Hayek
Sam Mcknight
şampuan
Samsara
sanat
sandal ağacı
sarışın
Saskia De Brauw
saydam ruj
Scarlett Johansson
Schiap
Scott Shuman
Sculpting Kit
Seda Yılmaz
Sedat Temur
Self Service
selülit
Sensuous Nude
Separfüm
Sephora
Sephora Astoria
Sephora by OPI
Sephora Capitol
Sephora Collection
Sephora Demirören İstiklal
Sephora Exclusive
Sephora Express
Sephora Fluo
Sephora HAIR
Sephora İstinyePark
Sephora Nail Art
Sephora Palladium
Sephora Shine Lipstick
Sephora Sonbahar/Kış 2011
Serge Lutens
serum
seyahat
Shakira
Shalimar
Sharon Stone
sheer lipstick
Shiseido
Sienna Miller
Signature Lipstick
sim
Simon Nessman
Simone Legno
sinema
Şirin Ediger Bayülgen
şişe
Sisley
siyah
siyah makyaj
siyah nokta
sıvı allık
Skin Energetic
smokey eyes
Smoky Blue
Snow White and The Huntsman
So Hooked On Carmella
Sofia Coppola
Sofia Loren
Solange Knowles
Some Beauty To Love
sonbahar
Sonbahar/Kış 2010
Sonbahar/Kış 2011
Sonbahar/Kış 2012
Sophia
Sophia Loren
Sophie Dahl
sorucevap
SPF
spor
spor salonu
Stella McCartney
Stephanie Seymour
stil
Stila
street style
Strivectin SD
Strivectin SD Sensitive
Style Awards
STYLE BOOM
style.com
Sugar Body Scrub
sümbülteber
Summertime De Chanel
Sun Beam
Sunny Diane
Süper Dergi
Super Foot Scrub
süpermodel
sürme
süt
sütlü su
Sweet New Ride
Take a Bow
takma kirpik
taktik
Tamara Mellon
Tangerine Tango
Tania Sanchez
tarif
tatil
tavsiye
Taylor Tommasi Hill
teknoloji
televizyon
temel bilgiler
temizlik
ten kokusu
Terracotta
Terracotta Inca Summer Make Up
Terracotta Lady
teşekkür
Thakoon
Thann
The Coveteur
The Garden of Good and Eva
The Golden Globes
The Hundred Classics
The Little Book Of Perfumes
The Multiple
The Porefessional
The Quickie Chronicles
The Sartorialist
They're Real
Thierry Mugler
tipografi
tırnak bakımı
Tokidoki
Tom Ford
Tom Pecheux
Tommy Ton
Tonik
Too Faced
topuz
törpü
Touche Eclat
toz pudra
trend
Trésor
Tru
True Blood
tuberose
Tülin Kermen
turuncu
Tuxedo
Twiggy
Twilight
uçuk
Urban Decay
uzun saç
Valentino
Vanilla Sky
vanilya
Vanitas
Vatan
Velvet Gloss Lip Pencil
Velvet Matte Lip Pencil
Vera Wang
Verda Alaton
Versace
Vetiver
Vidal Sassoon
video
vintage
Visionnaire
vişne çürüğü
Vita Liberata
Vogue
Vogue Germany
Vogue Japan
Vogue Paris
Vogue Türkiye
Vogue UK
vücut bakımı
vücut kremi
vücut losyonu
vücut makyajı
vücut peeling
vücut yağı
W
waterproof
White Lucency
Wicked
Wild Safari
XOXO
yara
yarışma
yasemin
yaşlanma karşıtı
Yasmin Le Bon
yaz
yeni sezon
yenilik
Yes To Blueberries
Yes To Carrots
Yes To Cucumbers
yılbaşı
yılbaşı seti
You Rebel Lite
YSL
Yunanistan
Yves Saint Laurent
Zeynep Özatalay
zeytinyağı
Zulu










































