Issey Miyake 'her zaman en basit ve en gerekli fikirden yola çıkarım', 'doğa en başarılı parfümcüdür' gibi felsefi söylemleri olan, bir tasarımcıdan ziyade bir fikir adamını akla getiren bir isim. Seneler seneler önce piyasaya ilk çıktığında aynı Prescriptives'in Calyx'i ve Calvin Klein'ın CK One'ı gibi fırtınalar koparan parfümü L'Eau D'Issey sonrası, olfaktif anlamda sessizliğe gömülen bu ermiş Japon, bir sene kadar önce minimal tarzından ödün vermeyerek 'A Scent'i sunmuştu piyasaya. Dağ havasından ve Japon bahçelerinden esinlenerek yaratılan, camın en basit ama en etkili halini şişe olarak sahiplenen bu koku, isminin aksine bir etki yaratıyordu. O, herhangi bir koku değildi kesinlikle... Mine çiçeği, yasemin ve galbanum üçlüsü, hava kadar hafif ama bir ağaç kökü kadar da güçlü bir esansa sahipti. Parfümün ardındaki burun, Daphné Bugey'di.
İşte A Scent by Issey Miyake Eau de Parfum Florale, bu kokunun devamı niteliğinde ancak Eau de Toilette olarak piyasaya sürülen yeşil şişenin daha ağır bir versiyonu zannedilmemeli. Bu yeni 'scent', beyaz şeftali, paçuli ve ambrox'a da sahip. Bir önceki versiyonundan yasemin ve galbanum'u ödünç almış. Ancak iki nota da daha kadınsı, sıcak ve sakin halleriyle çıkıyor karşımıza. Şişenin rengi de değişiyor. Serin yeşilliği terk ederek, daha feminen ve yumuşak bir pudra rengine varıyoruz.
Ben Eau de Parfum versiyonunu çok beğendim. Bir önceki A Scent, burnuma çok güzel görünmüş ancak tenime hiç yakışmamıştı. Vetiver, galbanum, yosun gibi notalar zaman zaman çok ormansı bir hale bürünüyor ve eğer ki Elf ruhuna sahip bir kadın değilseniz, erkek arkadaşınızın parfümünü çalmış ya da daha da kötüsü, limon kolonyası sürmüş gibi kokuyorsunuz. Benim tenimin de her daim sıcak bir aromaya ihtiyacı oluyor. Amber, paçuli ya da galbanum gibi... Şeftali ve yasemin, eğlenceli, narin ve light bir açılış yapıyor ama hemen ardından kokunun özündeki baharatlar havaya yükseliyor. Bal kavanozuna atılmış, paçuliyle şöyle bir karıştırılmış ve pudralanmış yasemin gibi koktum mesela ben. Ve buna rağmen parfümümün bir bitki çayını andırmayışı çok hoşuma gitti!

Şu an piyasada, yeşil ve pembe versiyonu bir arada bulmak, hatta bu iki parfümü karıştırarak kullanmak mümkün. Yeşil versiyonun vücut losyonu da bulunuyor. Ben yeşil losyonla pembe parfümü karıştırmayı denedim. Sonuç, hoşuma gitti çok.
Parfüm şişesi, buzlu camdan yapılmış bir kaya dilimini andırıyor. Sanki kocaman, camdan bir kaya yaratılmış ve istenilen büyüklükte parçalara ayrılmış gibi... Kaya benzetmesine rağmen, minimalist yaklaşımlardan bekleyebileceğimiz o sertlik yerine bir hafiflik ve kırılganlıkla karşılaşıyoruz. Parfüm, imzasını taşıdığı yaratıcısını (bakınız, altta) andırıyor kesinlikle. Tüm Sephora'larda koklanabilir ve aşık olunabilir kendisine.
No comments:
Post a Comment