19.5.11
Loose-Glam
Cannes Film Festivali'nin en şaşalı zamanlarının 50'li yıllar olduğunu düşünürsek (ki düşünmeliyiz çünkü Brigitte Bardot, Catherine Deneuve, Susan Hayward gibi yıldızların Fransız Riviera'sına arz-ı endam ettiği günlerdi onlar) 2011 tarihli Cannes manzaralarına baktığımızda biraz hayal kırıklığına uğrarız. Çünkü Cannes demek, 'sayfiye yeri' demektir. Sahil, palmiyeler, uçuşan saçlar, hafif bir makyaj demektir. Kırmızı halı üzerinde, yüzlerce fotoğrafçıya poz verirken bile bu durum göz önünde bulundurulmalıdır. Hem zaten abartısız ama yine de dikkat ve özenle yapılmış bir saç ve makyajın 'rahatlattığı' gösteriş, en güzel gösteriş değil midir?
Cannes'da bir film yıldızı olarak değil sadece bir turist olarak bulunduğumdan belki de fazla söz söylemeye hakkım yok ama zaten fazla söze de gerek yok. Bakınız alttaki fotoğrafta Catherine Deneuve'e. Üstteki fotoğrafta Brigitte Bardot'nun doğal güzelliğine.
Sophia Loren'in 1961 tarihli Cannes hatırasına (altta) bakınız ya da... bu kadınların en süslüsü, en gösteriş meraklısı, en kraliçe ruhlusu olarak Signora Loren bile, bugün karşımıza çıkan bazı ürkütücü görüntülerin yanında ne kadar sade ve kız çocuğu kılıklı kalıyor. Bir altta ise sigarasını büyük bir keyif ve zarafetle içen Susan Hayward'ın doğal saç ve makyajına tanık olacaksınız. Bence Cannes budur, bu olmalıdır.
Cannes, kesinlikle şunlar değildir:
Üstten alta doğru: Fan Bing Bing, Sonam Kapoor, Cherly Cole, Gwen Stefani.
Ama mesela... (yine üstten alta) şunlar olabilir: Karolina Kurkova, Alexa Chung, Kirsten Dunst, Rachel McAdams, Natalia Vodianova.
Arada Natalia Vodianova demişken kendisinin Calvin Klein içinde modern bir güzellik tanrıçasını andırdığı geceye nasıl hazırlandığını görmenizde fayda var. Buyrunuz, şuradan gideceksiniz.
17.5.11
İşte bunu mutlaka denemek isterim
Nail patch konusunda son derece çekimser olmama rağmen, bu çiçeklere dayanamayacağım galiba. Bir türlü tam olarak gelemeyen baharı tırnaklarımda taşıyacağım.
16.5.11
Karşı taraf
Blogger'ın yaşadığı bazı sorunlar dolayısıyla ayrı geçirdiğimiz şu birkaç günün ardından, kaldığımız yerden devam ediyoruz 10dakika'cılar. 'Karşı taraf' deyince Asya-Avrupa arası bir yolculuk gelebilir aklınıza ilk olarak... gayet İstanbullu bir durum bu.
Oysa ki ben simsiz, pırıltısız, abartısız ürün arayışıyla erkek kozmetiğine bulaşmış vaziyetteyim bir süredir. Sizlerle paylaşmak istediğim konu, bu.
Shiseido'nun bir süre önce piyasaya sürdüğü şampuanı Adenogen'den başlayalım. Saçtan fazla yağ ve kiri temizliyor, böylelikle ardından uygulanacak bakımın etkisini arttırıyor. Kepek ve kaşıntıyı önlüyor. Gün içinde istenen sıklıkla kullanılabiliyor. Marka, şampuanını uniseks bir ürün olarak lanse etse de, hem ambalajından hem de içeriğindeki Taurine, E vitamini ve antibakteriyel TCC'den anlayacağınız üzere, saç dökülmesine karşı tedbir almak isteyen erkeklerin ihtiyaç duyacağı bir şampuanla karşı karşıyayız. Öte yandan biz kadınlar da aynı sorun için önlem almak istiyoruz. Eğer saçımızı yıpratan işlemlerden geçtiysek, saçımızı koparma alışkanlığımız varsa, saçımızı kesen kişi inceltici makası gereğinden fazla kullandıysa... gibi gibi şıklar var önümüzde.
Shiseido ne yapsa iyidir, denenmeli ve sevildiyse raftan indirilmemelidir. En azından ben böyle düşünüyorum.
Ve geliyoruz girmeye hazırlandığımız yaz mevsiminde, hayatını şehirde geçirmeye devam eden kadınların bir numaralı arzu nesnesine: Otobronzan. (Böyle yazınca T-Rex'in bir akrabası olduğu sanılabilir) Erkeklerin de sıklıkla faydalandığı 'güneşsiz bronzlaşma' seçeneğinin en doğal temsilcileri tabii ki pour homme ürünlerden çıkıyor. Clinique Non Streak Bronzer, gerçekten de lekesiz uygulanabiliyor. Ayrıca renk yoğunluğu da tam kıvamında. Birkaç gün içinde karşınıza bir bronz dosyasıyla çıkacağım. Bu 'çikolata renkli şarkıcımız' konusunu daha derinden deşeceğiz.
Sephora'nın yenilenen cilt bakım serisindeki erkek ürünlerinden bazılarını yakından takip etmekle kalmadım, kendim de kullandım. Moisturizing Face Gel, en sevdiklerimden biri. Erkekler için üretilen nemlendiricilerin en büyük amacı, tıraş sonrası tahriş olan cildi sakinleştirmek. Dolayısıyla jel, sürdükten sonra ciltte müthiş bir serinlik ve nem hissi bırakıyor. Asla yağlanmıyor. Sürekli kullanmak doğru olmayabilir ama çok sıcak bir yaz gününde yüzde mentol etkisi yaşamak fena mı olur?
Guerlain Terracotta Pour Homme, ilk kullandığım erkek ürünlerinden biriydi. Bugün hala en iddialı parçalardan biri olduğunu düşünüyorum kendisinin. Bir kere o ambalaj! Elmacık kemiklerini belirginleştirmek, yüzde beton (belki bu durumda kiremit demek daha doğru olur) etkisi yaratmadan "sun kissed" (güneş tarafından öpülmüş) bir görünüm elde etmek için harika bir seçim. Ben, hiçbir bronzlaştırıcı pudranın tüm yüze uygulanması taraftarı değilim. Güzel olan yüzün aydınlık kalması gereken bölgelerine dokunmadan yalnızca vurgulanması gereken kemik yapısını karartabilmek. Şu yazıda onların hangi bölgeler olduğunu görebilirsiniz.
E madem erkeklerin kozmetik raflarından bu kadar faydalandık biz de onlara bir şey hediye edelim. NARS'ın Smudge Proof Eyeshadow Base'ini verelim mesela. Bu baz ürünün en büyük mahareti göz farının dağılmasını önlemek. Öte yandan, tek başına sürüldüğünde de göz çevresini doğal bir şekilde aydınlatıyor, yorgunluk izlerini siliyor.
Siz hangi erkek ürünlerini seviyor ve kullanıyorsunuz?
11.5.11
Ördekbaşı
Bu bir ördek mi, emin değilim. Emin olduğum tek şey kafasındaki renkten ziyade kanatlarının alt kısmındaki o siyahla karışmış yeşile hayran olduğum ve yeşilin bu sopsoğuk, karanlık tonuna bir göz kalemi şeklinde sahip olmak istediğim... di.
İnsan bir şeyi bulmak isterse bulur. Vahşi bir ördeğin (hala emin değilim aslında) kanatlarındaki rengi bile. Yves Saint Laurent Dessin Du Regard Eye Pencil'in 5 numaralı Deepest Green isimli kalemiymiş aradığım. Aradım. Buldum. Bugün de sürdüm.
Bunlar da markanın harika göz kalemlerinin diğer renkleri:
9.5.11
Saç ve 'saç'malık
Alexa Chung'ın Vogue UK Haziran sayısındaki şu saçlarını çok beğendim. Bir kız çocuğunun okul başlamadan önce, aslında annesinin zoruyla kestirdiği o modeli almışlar, içine bir doz Viktoryen dönem bir doz da umarsızlık eklemişler. Galiba saçın kulak hizasından başlayıp omuzlara dokunana kadar geçirdiği süre boyunca girdiği her hali seviyorum. Şu olay 'bob'sa ben de Bobby'im!
Ayrıca bu koyu, içinde bal tınıları barındıran (ama gizliden gizliye) çikolata rengini de çok beğendim. Renkli gözler ve beyaz bir tenle birleştiğinde harikalar yarattığını düşündüm bir kere daha... şu yukarıdaki fotoğrafa bakınca.
Gelelim 'saç'malığa. Blake Lively'nin (bakınız alttaki fotoğrafa) sanki daha koyu bir renk elde edilmek istenmiş de boya akmış, tutmamış gibi duran 'turuncu' saçları. Bu saçlara kızıl dersek, kızıl saça büyük hakaret etmiş olmaz mıyız? Çok tutucu ve önyargılı bir şey olabilir şu söyleyeceğim ama, doğal bir sarışın başka renkleri denememeli. Aslında bunu yalnızca sarışınlar için değil, galiba her saç rengi için düşünüyorum... İlla bir değişiklik isteniyorsa doğal rengin etrafındaki skala tercih edilmeli. Örnek: Sarışın, ballı sarı, yeşil sarı, platin sarı... gibi gibi...
Blake Lively'nin saçları 'strawberry blonde' dediğimiz, hafif kızıllı bir sarıda kalsaydı belki sonuç bu kadar alaturka ve yapay olmazdı.
Çok sevgili Blake, saç rengi konusunda Leighton'ı örnek almaya ne dersin? XOXO.
8.5.11
Dünyanın tüm makyaj eşyalarına sahip olsaydım (ki çok da uzak değilim) yine de annemin masasından bir şeyler araklardım
Aynı fiziksel özelliklerimiz gibi makyaj alışkanlıklarımızın da genetik olduğunu düşünüyorum bazen. Anneannem süslü bir kadınmış, kız kardeşi Birsen onun bir basamak üzerindeymiş. Bugün, kaşlarını boyamadan ve kırmızı rujunu sürmeden bir adım atmaz dışarı. Annem, annesi ve teyzesi kadar olmasa da makyaj ve bakım konularında heyecanlı, cesur ve beni kıskançlık krizlerine sokacak kadar kaygısızmış. Sanıyorum bu hali, kendine güvenmesinden ve kendisiyle fazlasıyla barışık olmasından geliyor. Teyzem Nükhet de büyük teyzem Birsen'in bir devam filmi olarak kabul edilebilir makyaj konusunda. Geçtiğimiz haftalardan birinde profesyonel bir makyözden ders aldı, sanki çok ihtiyacı varmış gibi...
Klasikle klişe arasında gidip gelen bir 'annemden öğrendiğim makyaj tavsiyeleri' yazısı yazamayacağım çünkü annem bana makyaj konusunda hiçbir şey öğretmedi. Hatta ve hatta bu konuda ona annelik yapan kişi ben oldum hep. Makyaj fırçalarını temizlemesi gerektiğini, serumun nemlendiriciden hemen önce kullanıldığını, parlak ve simsiyah saçlarıyla kırmızı rujun muhteşem bir tezat yarattığını... o da beni hep dinledi. Canım Sephora'ya gidip yeni ürünler keşfetmek istediğinde, mesela NARS'ın yeni sezon koleksiyonu raflarda arz-ı endam ettiğinde, benimle o heyecanı paylaştı hep. Ne şanslıyım ki biz birlikte alışveriş yapmaktan çok keyif alan bir ikiliyiz. Birlikte olmaktan, yanyana durmaktan...
Annemin eski resimleri ilk elime geçtiğinde, kendisinin güzelliği bana bütünüyle aktarılmadığı ve arada bazı minik kesintilere uğradığı için biraz üzülmüştüm. Kocaman siyah gözleri, minicik burnu ve etli dudakları 'aynısının tıpkısı' şeklinde bana transfer olsun isterdim. Eğer bir pazarlık şansım olsaydı varisleri geri verip... şey... evet... o burnu alırdım!
Annemden bana miras kalmadığına en çok üzüldüğüm şey ise, işte tam da bununla ilgili. Kendiyle barışık olması. En büyük güzellik hatalarını yaptığı zamanlarda bile (ne yapabilirdi ki, 80'li yılların 'power woman'larından biriydi o) kendini sevmeye ve dolayısıyla hatasını başka kimsenin yapamadığı bir rahatlık ve mutlulukla taşımayı bilmiş annem. Hata örnekleri: Perma, tüm göz kapağını kaplayan buz mavisi far, sedefli ruj, kat kat kat saç kesimleri. Tüm bunları, ancak kendine fazlasıyla güvenen bir kadının yapabileceği şekilde terse çevirmiş, hata olmaktan çıkarmış, herkeslere de kabul ettirmiş.
Bugün, ben kırmızı ruj sürdüğümde kenarı taşsa ya da göz kalemim aksa deliye döner ve hemen bu durumu düzeltmek isterim. Annem, hiç oralı olmaz. Benim onun üzerinde çeşitli düzeltmeler yapmam gerekir.
Küçük burundan da vazgeçtim, keşke yalnızca bu özelliği bana geçseymiş...
Hepinizin anneler gününü kutluyorum. Bu özel günü, bilerek ve isteyerek küçük harflerle yazıyorum. Deliye her gün bayram misali, anneler günü de yılın tek bir gününe ait değil çünkü.
Ama madem bugün, hepimiz annelerimiz, kendimiz ve eğer varsa çocuklarımızla ilgili düşünceler içindeyiz... öyleyse şunu da buyurun:
BU HAYATTA ALABİLECEĞİNİZ EN TARAFSIZ, İÇTEN VE SAMİMİ YORUMLAR, ANNENİZDEN GELİR.
Dolayısıyla siz evden çıkmadan hemen önce anneniz 'bence bu ruju sürme' dediğinde, aynaya ikinci kere bakma ihtiyacı duymadan onu silmenizde fayda var.
(Siz de hatalarınızı çok şık şekilde taşıyan şanslı kadınlardansanız, arabaya binince hemen tekrar sürersiniz.)
6.5.11
Hepimizin ihtiyaç duyabileceği bir mucize: The Eraser
Diyelim ki bir zamanlar Kate Moss'un tahtını kapacağı söylenen Agyness Deyn gibi (ben o iddiayı hiç anlayamadım) saçlarınızı simsiyah yaptınız... mavi siyah... sonra bir sabah uyandınız ve o da ne?! Platin sarısına geri dönmek istediğinize karar verdiniz. Kuaförünüze bir ziyarette bulundunuz ve muhtemelen size şu cümleyi kurdu: "Koyu boyayı akıtacağız sonra da saçı kimyasallarla yeniden açmak gerekecek." Bunlar ne siz ne de saçınız için hoş vaatler değil.
İşte eğer yolunuzu Akmerkez Ulus kapısı karşısındaki Neo Hair Design Studio'ya düşürürseniz ve Turgay Gökoğlu'yla tanışırsanız size daha farklı bir cümle kuracak. "Eraser diye tamamen organik bir madde var. Saçta yapılan son işlemi geriye sarıyor. Saça hiç zarar vermiyor. Ne dersin?" Kendimi bilmez bir şekilde, saçlarımla sürekli oynama hali içinde olduğumu paylaşmıştım sizlerle. Kaçıncı sıradakiydi hatırlamıyorum ama o boya işlemlerinden birinde saçım hem küllendi, hem yeşerdi hem de kopkoyu oldu. Blue black yerine green black gibi bir renk gelsin gözünüzün önüne...
Yine daha önce 10dakika'da defalarca yer almış Naz'ın tavsiyesiyle Turgay'ın kapısını çaldım. Saçıma Eraser denen o organik işlem uygulandı. Eraser, kopkoyu saçımdaki boyayı akıtmakla kalmadı, fazlasıyla yıpranmış saçlarımı da toparladı.
Şimdi gelelim işlemin eksilerine... Çok kötü kokuyor. İstanbul'un belli başlı kestirme yollarında burnunuza gelen o lağım kokusunu hayal edin. Saçınıza ısıyla uygulanan işlem boyunca o kokunun artarak burnunuzu uyuşturduğunu düşünün. İşte öyle bir şey... Bir saate yakın paketli bir şekilde bekledikten sonra saçınız açılıyor, hemen yıkama yerine alınıyorsunuz. Sekiz!!! yıkama gerçekleştiriliyor. Bir noktada kullanılan şampuanlardan biri arap sabunu diğeriyse greyfurt gibi kokuyor! Greyfurt kokusu sizi mest ediyor! (Ben arap sabunu kokusunu da severim, o da lağımdan sonra beni çok mutlu etti) Turgay'ın söylediğine göre yıkama çok önemli. Yıkama yanlış yapılırsa, mesela şampuanların sırası karışırsa renk yeniden koyulaşabiliyor.
Saçınız yıkandıktan sonra lağım kokusundan azıcık bir iz, kafanızda yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Bir sonraki gün tamamen yok oluyor.
Eğer siz isterseniz, son hatanız The Eraser yardımıyla silindikten sonra yeniden, hemen o gün içinde boya yaptırabiliyorsunuz ama Turgay tavsiye etmiyor. Saçın rengi o bir hafta içinde azıcık da olsa değişebiliyor çünkü.
Agyness'in bir bukalemun edasıyla nasıl bir gün simsiyah bir gün (neredeyse) bembeyaz saçlarla piyasaya çıktığını şimdi anladım. O da 'eraser'cı. Ayrıca 'Lord of the Rings'de platin saçlarıyla caka satan Legolas'ın da aynı işlemden faydalandığından şüpheleniyorum. Elf gücüymüş... sihirli suymuş,,, doğaüstü güzellikmiş... haydi canım sizde! Her şeyin sırrı The Eraser!
Şu alttaki bandanalı saç modelini de pek tatlı bulduğumu ekleyerek hepinizi selamlarım.
Neo'nun kapısını çalmak isteyenler için adres ve telefon bilgilerini de yazmayı unutmam tabii ki.
Neo Hair Design Studio
Adnan Saygun Cad. Belediye Sitesi Leylak Apt.1 Ulus
Tel: 212 351 76 97
3.5.11
Bir paket, bir kutu ve bir fırça
Her biri bir diğerinden biraz daha güzel...
NARS Kabuki Artisan fırçalar serisinden Yachiyo Brush, el yapımı. Elmacık kemiklerini belirginleştirmek, göz altını aydınlatmak ve göz çevresi etrafında her türlü renk uygulaması için kullanılabiliyor.
Tek bir gün kullanmayacak bile olsam (ki yüzümde gezinmeye başladı bile) bu şıklığa sahip olmak isterdim!
Happy happy lips, hippie hippie hair!
Yes to Carrots markasıyla tanıştığımdan beri, arkadaşlığımızı ilerletmek peşindeydim. Dün gerçekleştirdiğim Sephora turumda, bunu başardım sanıyorum... şu an banyomdaki koca bir raf son nefes bağırıyor: "Yes to carrots! Yes to tomatoes! Yes to cucumbers!"
Bu sırada markanın her ambalajına mutlaka iliştirdiği şu paragraf da pek takdire şayan: "Yes to organic fruits and veggies. Yes to caring as much about what you put on your body as what you put in it. Yes to the benefit of Dead Sea minerals. Yes to being low maintenance and highly fabulous. Yes to happiness. Yes to you!" (Organik sebze ve meyvelere evet. Vücudunuzun içine aldığınız şeyler kadar üzerine sürdüğünüz şeylere de özen göstermeye evet. Ölü Deniz'den elde edilen minerallere evet. Az çaba göstermeye ve çok muhteşem görünmeye evet. Mutluluğa evet. Size evet!)
Makyaj temizleme mendilleri, vücut yağı, el kremi, göz jeli derken... dudaklarımı da paraben içermeyen bu doğal mucizeden mahrum bırakmamaya karar verdim. Bundan böyle dolmakalemlerim ve cüzdanımın yanında bu dudak nemlendiricileri de benimle her yere gelecek... çünkü... M-Ü-K-E-M-M-E-L-L-E-R! Koku ve aroma olarak (hiç beklemezdim ama) havuçluyu sevdim en çok. Hiç biri dudağı renklendirmiyor, yalnızca nemlendiriyor ama bunu da pek iyi beceriyor. İlk defa bir dudak nemlendiricisini günde sadece üç kere tazeledim. Belki de son aylarda içtiğim su oranını da fazlasıyla arttırdığım için oldu, bilemiyorum...
Hemen üçlü paketten bir tane edinin derim, içinde havuçlu yok yalnız, onu da ayrıca alın mutlaka.
Saçlarım da beni endişelendiren başka bir konu son zamanlarda. Son iki hafta içinde binlerce işleme maruz bırakıldılar ve buna pek de alışık değiller. Marka, boyalı saçlar için benim kokusuna bayıldığım salatalığı öneriyor. Meğerse yapmam gereken tek şey 'yes to cucumbers' demekmiş.
Yine ambalajın üzerinde yazanlardan öğrendiğim kadarıyla salatalık saç tellerini besliyor, peygamber çiçeği (centaurea) rengin kalıcılığını sağlıyor, antioksidanlar açısından zengin yeşil çay da saçın parlamasını sağlıyor. Büyük zorluklarla edinmiş olduğum saç rengimi korumayı isterim elbette! (O kadar değişim geçirdi ki saçlarım en başta ne istiyordum, neden boya koltuğuna oturmuştum... artık ben de unuttum) Bir de Calming Shower Gel aldım kendime. Ondan da çok memnunum.
Salatalık gördüğümde ya da kokladığımda aklıma hep tazelik, serinlik ve yaz gelir. Beni en az yeşil erik kadar mutlu eden bir yiyecek kendisi. Hatta onu sebze olarak kabullenmekte biraz zorlanıyorum, meyve sınıfına terfi edemez mi acaba?
Şampuan, saç kremi ve duş jeli ambalajlarının tümü 500 ml'lik. Bu da benim için iki ay gibi bir süre demek. Bakalım iki ay sonra beni yeniden tavlayabilecek mi salatalık krallığı...
2.5.11
Bir güzellik ekiyle aynı fikirleri paylaşmak genelde zordur...
Eğer ki bir dergi ya da dergi eki sayfasında, bir ürünün üzerine şu amblemin iliştirildiğini görürseniz şunu düşünürsünüz: "Reklam verenlerin gücü adına!" Genelde bu denge asla şaşmaz, reklam verenlerin ürünleri mutlaka ödül alır. (Belki de ben seneler süren dergicilik hayatımdan dolayı önyargılıyım, bilemiyorum...) O yüzden de herhangi bir derginin güzellik ekine güvenip güvenemeyeceğiniz konusunda her daim kararsız kalırsınız. Bir tarafınız o ürünleri koşarak satın almak ister, ne de olsa güzellik dünyasının en önemli isimleri oy vermiştir. Öte yandan ya her şey bir kurguysa...
İşte InStyle UK'in kazara elime geçen Best Beauty Buys 2011 ekini de bu sebeplerden dolayı bir kenara fırlatıvermek üzereydim ki... karıştırmaya başladım kendime hakim olamayarak. İlk defa bir güzellik ekiyle fikirlerimizin birebir uyduğunu gördüm, bu da bana umut verdi. Evet, tabii ki reklam hikayesi burada da geçerliliğini koruyor ancak doğru yerden doğru şeyler için reklam almışlar galiba.
Lafı fazla uzatmadan çok sevindiğim birkaç kategoriyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu ürünlerin kazanmasını neredeyse ayakta alkışlamak istedim. Hepsini ben de kullanıyorum ve hepsinden ben de çok memnunum.
En iyi serum:
Estée Lauder Advanced Night Repair Synchronized Recovery Complex
En iyi göz makyajı çıkarıcısı:
Lancome Bi-facil Non Oily Instant Cleanser
En iyi toz allık:
NARS Orgasm Blush
En iyi parlaklık veren cilt bakım maskesi:
Sisley Radiant Glow Express Mask
29.4.11
İşte ben buna çok güldüm
Butter London, bugün Prens William'la evlenecek olan Kate Middleton şerefine işte bu ojeyi yaratmış. İngiltere'de son ayların en büyük çılgınlığı ve marketing projesi haline gelen düğün, böylelikle güzellik dünyasına da sıçramış. Ojenin adının 'No More Waity Katie' olması da tesadüf değil tabii... bir de bakmışsınız sabreden derviş... saraya erermiş... ?!
İngilizlerin kraliyet ailesiyle açıktan açığa dalga geçmelerine ve bunu da keyifli bir mizahla yapıyor olmalarına bayılıyorum. Bu arada ojenin rengi fümeli ve simli bir mor. Katie'cimin tırnaklarına zarif bir french yaptıracağını düşünüyorum ama belli mi olur... belki de halkı bu aykırı ojeyle selamlar kendisi...
27.4.11
François Nars der ki: "Makeup Your Mind Express Yourself"
Daha önce şu yazımda bahsettiğim François Nars'ın 'Makeup Your Mind' kitabının ikincisi çıkmış. Bu haberin beni ne kadar mutlu ettiğini anlatmama gerek var mı? Rizzoli yayınlarından çıkan 273 sayfalık ikinci kitap, ismi ve cismiyle bir devam niteliğinde: 'Makeup Your Mind Express Yourself'. Kütüphanenizde değil makyaj masanızın üzerinde bulundurmanız gereken yeni bir hazine. Bir sürü öncesi, sonrası ve ortası fotoğrafları ve bu fotoğrafların hangi NARS ürünleriyle nasıl uygulanacağı konusundaki bilgilerle dolu!
Örnek:
Sonuç: İstiyorum. Sipariş vereceğim. Derhal. Hatta şimdi.
Pastel ve fosfor
Pek sevgili arkadaşım, harikulade dünyasını şu adresten takip edebileceğiniz, ELLE Türkiye editörlerinden Seda Yılmaz, kendisine doğum günü hediyesi olarak takdim ettiğim pastel ilkbahar ojelerini kullanmaya başlamış bile. Bana iki güzel fotoğraf göndermiş, bir de şöyle bir not düşmüş: "Karar verdim her hafta bir renk süreceğim. Bu arada sürümü çok kolay, ojelerimi kendi kendime sürüyorum çoğunlukla, manikürcü sevmiyorum. Kendin pişir kendin ye'ciyim :) Bir de çok çabuk kuruyor. Ayrıca şişe ebatlarının küçük olmasını da çok sevdim çünkü o koca koca oje şişelerini hiçbir zaman bitiremiyor insan ve ortalık oje şişesi mezarlığına dönüyor. Bak sana küçük bir review bile yaptım, tekrar çok teşekkür ederim beni Sephora ojelerle tanıştırdığın için!"
Sephora'nın ojelerini (hem manikürsel hem de dekoratif anlamda) çok seviyorum ben de. Kolay sürülüyor, asetonla çıkarmak istediğinde kolay çıkıyor ama soyulmuyor. Ayrıca o minik şişelerin her birinden birer renk alıp bir duvara dizmek istiyorum! Öylesine güzeller.
Seda'nın hediye paketinden çıkan renkler (en üstteki fotoğrafa bakabilirsiniz) şunlar:
Sugar Coated (genelde French manikürde kullanılan sağlıklı, pembe tırnak rengi)
Yellow Umbrella (sapsarı ve harikulade bir renk)
Let's Dance (her mevsim favorilerimden biri olmaya devam eden, masum bir lila)
Teeny Bikini (nil yeşili)
İşte pembeleri hatırlayamıyorum... bir tanesi fuşyanın en canlı tonu, diğeriyse pastelimsi bir mercan rengiydi...
Bir eksik ya da bir fazlasıyla bu ojeler, aynı Sedacığım gibi ruhunda pastel ve fosforu aynı anda büyük bir zerafetle taşıyabilen kadınlar için.
Yaa, işte böyle...
26.4.11
Çıkardıkça güzelleşir makyaj
Stylist Lisa Marie Fernandez, en sevdiğim güzellik bloglarından biri olan Into The Gloss'a makyaj rutinini anlatırken şöyle demiş: "Geceleri yüzümü yıkamıyorum, neden biliyor musunuz? Akşamdan kalma eyeliner'ın görüntüsüne bayılıyorum. Bir gece öncesinden kalma saç ve makyaj… İşte bunu hiçbir makyör baştan yaratamaz." Okuduğum bu cümle aklımın bir köşesine yerleşiyor. Sonra başka bir andayım. Büyük ekranda Keira Knightley, 'Atonement'ta -galiba yine en çok biz kadınların aklını çalan ve çelen- muhteşem bir güzellikte, makyaj masasının önüne oturmuş, özenle kırmızı rujunu sürüyor. Aynaya bir bakış fırlattıktan sonra, çizgisi çizgisine doğru sürülmüş rujunu şöyle bir siliyor. Artık hiçbir şey bir saniye önceki kadar mükemmel değil ve işte belki de bu yüzden her şey çok daha güzel. O kırmızılık yerini tatlı bir pembeliğe bırakıyor. Sanki Cecilia ve Robbie uzun uzun öpüşerek o ruju tüketmiş… sanki kırmızı ruj, filmin o sahnesine kadar bu kıvama gelmeyi sabırsızlıkla beklemiş gibi…
Önemli bir geceye hazırlanırken eğer ki usta bir makyörü tercih etmişseniz, neden sizi bir an önce makyaj masasının başına oturtmak ister? Çünkü makyajın yüze yerleşmek için zamana ihtiyacı vardır. O gecenin fotoğraflarına bakarken, neden tam ortasına denk gelen bir anda yüzünüzün en güzel halinde olduğunu düşünürsünüz? Çünkü makyajın yüze yerleşmek için 'sandığınızdan daha fazla' zamana ihtiyacı vardır. Ertesi sabah uyandığınızda (onayladığımdan değil ama diyelim ki çok üşendiniz ve bir kerelik makyajınızı silmeden uyudunuz) gecenin biriktirdiği fazlalıkları şöyle bir temizledikten sonra neden yüzünüzü yıkamaya kıyamazsınız? Çünkü bir gece önce makyajınız yapılırken olmasını istediğiniz her şey, şimdi oradadır: Gözleri belli belirsiz çevreleyen göz kalemi, dudaklarda hafif ve mahmur bir pembelik; ultra-siyahlığını geride bırakmış, sanki doğal ve gür kirpiklere sahipmişsiniz yanılgısına düşüren maskara. Sizin yüzünüz… ama çeyrek makyajlı.
'Eau de Parfum' dünyasında da benzer bir tablo söz konusu: Kokunuzun sokaklarda geçen bir günün sonuna doğru, rüzgar tarafından hırpalandıktan, tene iyice karıştıktan sonra daha da güzel kokması ve kendini en beklenmedik anda hatırlatması çok mu farklı sizce? Parfümün esansa dönüştüğü, tarafımızdan daha da sahiplenildiği, bundan başka bir şekilde kokamazmışız gibi hissettiren o an, çok tatminkar değil mi? 'Ne kokuyorsun' sorusunu yok eden, yerine 'ne güzel kokuyorsun'u getiren bir an o.
Sanki evrenin sırrı buymuş ve benim de çözmem gerekiyormuş! Lisa Marie Fernandez'in itirafıyla başlayan düşüncelerim bir güzellik iddiasına, gereksiz yere üstüme aldığım bu sorumluluk ise dört bir yana fırlattığım ve Naz'a isabet eden soru oklarına dönüşüyor: Çıkardıkça güzelleşir mi makyaj?
- Naz sence çıkardıkça güzelleşir mi makyaj? Haydi deneyelim. Sen en ağır, en havalı makyajını yap. Mönüde kırmızı ruj da olsun, siyah eyeliner da olsun, ölümüne maskara da olsun. Hatta biraz far bile sür. Sonra silelim. Bakalım nasıl oluyor…
- Salı sabahı bana gel. Önce kahve ardından makyaj. Sonra sileriz.
Fotoğraflarda gördüğünüz Naz Dipçin, ne moda ne de güzellik dünyasına yabancı. Benimle de senelerdir tanışıyor. Bu tanışıklığın suç ortaklığına dönüşmesinde, Naz'ın bir kadını güzelleştiren her şeye duyduğu büyük ilginin de payı var elbet. Bir editörden bahsederken bu halleri 'mesleki deformasyon' olarak vaftiz edersem (ki şu an etmiş bulundum) haksızlık olmaz sanırım. Kahvemizi içtikten sonra Naz, makyaj masasının başına geçiyor ve tam istediğim dozda, yoğun bir makyaj yapıyor. Makyajın, fırından yeni çıkmış hali de oldukça göz alıcı. Ancak ne zaman ki yağlı bir temizleyiciyle, cildine dokunmadan gözlerini ve dudaklarını hafif darbelerle temizliyor, işte o zaman her şey daha da güzel oluyor. Demek ki Keira'ya ait bir manevra değilmiş bu. Hepimiz yapabilirmişiz.
İhtiyaç listesini ikiye ayırmak gerekiyor: "M.Ö" ve "M.S". Makyajınızı yaparken, yani "M.Ö" döneminde mükemmel bir baz oluşturmanız önemli. Ne de olsa yarısını sileceksiniz. Fondöten ve pudranızın ardından, asla çıkmayacakmış gibi duran bir göz kalemi ve eyeliner (Estée Lauder Double Wear Stay-In-Place Eye Pencil, Benefit BADgal Waterproof Liner'ın siyah ya da antrasit rengi), kıpkırmızı bir ruj (Chanel Rouge Allure No:58 Audace ya da sıkı bir Givenchy kırmızısı) işinizi görecektir. Makyajınızı geriye sararken iddialı bir pamuk stoğu dışında, yağlı yapıda bir göz makyaj temizleyicisine (Sephora, NARS ya da Lancome'un kült ürünü BI-FACIL) ihtiyacınız olacak. Göz makyajınızı silerken, alt kirpik dibindeki kalemi tamamıyla yok etmemek önemli. Göz kapağını da fazla zorlamayın. 'Bu makyaj temizleyici çok kötü, makyajımı çıkarmıyor' dedirtecek bir performans bekleniyor sizden. "M.S" safasına geldiğinizde, birkaç minik dokunuşla yüzünüzü sanki hiç ellenmemiş gibi göstermelisiniz. Dudaklarınızın etrafında oluşan kırmızılıkları bir kapatıcı yardımıyla örtüp, pamuk ve kağıt mendil darbeleri sonrasında kuruyan dudaklarınızı lip balm'la (Erborian, Burt's Bees ya da eskilerin bir numaralı nem kaynağı vazelinle) nemlendirin. Böylece kırmızı rujdan geriye kalan pembelik canlanacaktır. Yüze parlak bir görüntü kazandıran krem aydınlatıcı (NARS Copacabana Illuminator) ya da hafif yapılı bir renkli bir nemlendiriciyle (Benefit You Rebel Lite Tinted Moisturizer) doğal görünümünüze bir doz parlaklık katabilirsiniz.
Siz sıfır makyajlı halinizle zaten böyle mi görünüyorsunuz? O halde kendinizi benim kıskanç bakışlarımdan koruyarak kapıyı çekin ve yanınıza bir tane bile makyaj malzemesi almayın!
Sevgili 10dakika'cılar bu yazının orjinalini XOXO'nun yeni sayısında okuyabilirsiniz. Aslen dergi için yazdığım bu makyaj macerasını, buraya Naz'ın fotoğraflarıyla koymadan edemedim. Şu altta gördüğünüz kareyi de çok sevdiğim için onu da ekledim. Ne de olsa burası 10dakika, her şeyi yapmaya hakkımız var!
25.4.11
'Pastellerin mutluluğu' için fırça seçiminize dikkat!
Ah 'happy pastels' ah... Bahar bir türlü gelemedi ki. Biz bir türlü (tam olarak) o ruh haline bürünemedik ki... Yoksa şu yukarıdaki toz bulutu lilalardan, nil yeşillerinden, mercanlardan sürmek istemez miyiz?!
Sephora'nın bahar makyaj koleksiyonu bir yana, esas fırçalara bayıldım ben. 'Professional' kimliği altında piyasaya sürülen yeni fırçalar, gerçekten çok başarılı. Hali hazırda 'angled blush' (açılı allık) fırçasını, concealer (kapatıcı) fırçasını ve en tombul pudra fırçasını kullanıyorum. Angled Blush ile yüze boyut kazandırmak da kolay. Tek yapmanız gereken fırçayı doğru tutmak ve şakaklarınıza doğru ileri geri hareket ettirmek. Eğer ki toz far, allık ve pudra kullanıyorsanız, fırçayı ambalaja değdirdikten ve bir süre orada gezindirdikten sonra yere doğru şöyle bir sallamanızda ve ürünün fazlasından yüzünüze değdirmeden önce kurtulmanızda fayda var. Böylelikle daha doğal bir görünüm oluşacaktır. Kapatıcıyı da fırçayla sürmeye başladığımdan beri farkı görebiliyorum. Bugüne kadar parmaklarımı kullanmakla sanırım hata etmişim...
Bir diğer favori ürünüm de Lash Amplifier. O da nedir diye soracak olursanız şu altta gördüğünüz obje. Rimelin göz kapağına bulaşmamasını sağlıyor. Maskarayı sürerken bir ucunu kirpiklerinizin altına yerleştiriyorsunuz. Bir diğer ucu da maskara fazla uygulandığında kirpiklerde oluşan topaklanma ya da yapışma gibi sevimsiz vaziyetlerle ilgileniyor. Nasıl mı? İncecik uçlu metal tarağıyla onları ayırıyor, istenmeyen maskaradan hemen kurtulmanızı sağlıyor. Önemli olan ikinci işlemi, maskaranız tazeyken yapmanız. Kuruduktan sonra taradığınızda etkisi o kadar da güçlü olmayabilir. Bir de maskara sürdükten sonra kirpik kıvırma konusunu da çok faydalı buluyorum ben. Abartılı bir etkinin peşindeyseniz, mutlaka deneyin.
Subscribe to:
Comments (Atom)
Labels
10dakikagecikiyorummakyajımbitmedi
15 Eylül 2011
1925
1990
2010 top 10
2011
2011 Yılbaşı
2012
40
5 Couleurs Eye Palette
5 Kutu Güzellik
A Scent Eau de Parfum Florale
Abbey Lee Kershaw
Acqua Di Gio
Acqua Di Gioia
Adios
afro
Afterglow
Agyness Deyn
aksesuar
Alaçatı
Alberto Morillas
Alex Box
Alexa Chung
Alexander Wang
Ali MacGraw
Alien
alışveriş
ALL
All Decked Out
allık
Allure Sensuelle
Almodovar
Almost Nude
altın
Amarige
ambalaj
amber
Amira Ahmed
Amra Cerkezovic
Ana Claudia Michels
Anais Anais
Angel
Angel Eau de Toilette
Angel Innocent
Anna Sui
anneler günü
antioksidan
ara ton
aralık
Arizona Muse
Armani
Armani Privé
aseton
Asmer Ayak Sağlığı Merkezi
Astrid Berges Frisbey
Autumn Leaves
Ava Gardner
aydınlatıcı
Azra
B.right Radiant Skincare
backstage
Backyard Bill
badem esansı
badem yağı
Baiser Volé
bakım
bal
Balenciaga
Balm Urgency "Boo Boos" Express Solution Skin Repair
Balmain
balyaj
Bambi Northwood-Blyth
banyo
banyo köpüğü
Barbara Paley
Bare Minerals
baz
beach hair
Beauty Bomb
Beauty Knife
Bella Swan
Belle D'Opium
Ben Gorham
Benefit Bad Gal
Benefit Bathina
Benefit Benetint
Benefit Brow Bar
Benefit Cosmetics
Benefit Crescent Row
Benefit Lipscription
Benefit Ooh La Lift
Bengali
Bento Box
Bepanthen
beslenme
Best Buys of 2011
beyaz
Beyoncé
Bi-Facil
Bimba Bosé
Biotherm
Biphase
bitkisel yağ
Black Swan
Blake Lively
bleach
Bleu de Chanel
blog
blogger
blonde
Blu-Ray
Blue Denim
bob
Bobbi Brown
Body Oil
Body Scrub
Body Wash
Bombay-Paris
bordo
bordo ruj
Bottega Veneta
Boy George
Brad Pitt
Brasil Dream
Brazilian Keratin Treatment
Bremenn
Brigitte Bardot
bronz
bronzlaştırıcı pudra
Brunette Eyes
buğday
Burberry Body
Burberry Prorsum
butik parfüm
Butter Shine Lipstick
Bvlgari Jasmin Noir
Byredo
C vitamini
California Nail Bar
Calyx
Cambon
Cameron Diaz
Cannes
çanta
CARGO
Carla Bruni-Sarkozy
Carmen Kass
Caroline Sieber
Carrie Bradshaw
Cartier
Cashmere Mist
Catherine Deneuve
catwalk
çekim
Celine
Cem Bora
Ceylan Atınç
Ceylan Çapa
Cha Cha Tint
Chance Eau Fraiche
Chance Eau Tendre
Chanel
Chanel Allure
Chanel Chance
Chanel No. 5
Charlize Theron
Charlotte Casiraghi
Charlotte Gainsbourg
chignon
Chloé
Christian Dior
Christina Ricci
Christy Turlington
Chubby Stick
Chunky Cherry
çiçek
çikolata
çil
cilt
cilt bakımı
cilt kremi
cilt temizliği
Çin
Claire Danes
Clarins
Claudia Schiffer
Clinique
Clinique Happy
Coco Chanel
Coco Eau de Parfum
Coco Mademoiselle
Coco Noir
Coconut Grove
Codie Young
concealer
Constance Joblanski
Contemporary 10
Coralista
Cosmopolitan
Couture 2011
Couture 2012
Cozy
Cristalliste
Crystal Renn
Cumhuriyet Bayramı
Cut By Fred
Dahlia Noir
Daily Energizer
Dalan
dantel
Daphne Groeneveld
Daphné Hezard
DayWear
DazedandConfused
dedikodu
defile
Delight
Demi Moore
Deniz Tokgöz
deniz ve güneş
Deniz Yeğin İkiışık
dergi
dermatolog
Dessin Du Regard
detay
Diana Vreeland
Diane
Diane Keaton
Diane Kendal
Diane Kruger
Diane Von Furstenberg
Diba
Dick Page
Dior Addict
disk
DIY
dizi
doğal
doğal makyaj
doğal yağ
Dolce and Gabbana
Donna Karan
dore
dövme
Drew Barrymore
Dries Van Noten
dudak bakımı
dudak dolgunlaştırıcı
dudak kalemi
dudak kontürü
dudak nemlendirici
dudak parlatıcı
düğün
duş jeli
E vitamini
Eclipse
eczane
Editions De Parfums Frédéric Malle
ekstra
el bakımı
El İstanbul
el kremi
Elele
Elena Anaya
Elie Saab
Elizabeth Taylor
ELLE Türkiye
ELLE UK
Ellen Barkin
elmacık kemiği
Elodie Bouchez
Elsa Schiaparelli
Emily Weiss
Emma Watson
Emmy
Enchanted Glamourland
Ensar Cantürk
Erborian
erkek
Ernest Beaux
eşantiyon
Esmeray Yıldırım
Essenza
Essie
Esteé Lauder
Estée Lauder
estetik
Eva Herzigova
Eva Mendes
Evan Rachel Wood
evde yap
Even Better Eyes
Exfoliating Face Disc
express serisi
Express Solution Fatigue Eraser
eyeliner
Ezgi Tanlak
Face Forward
facebook
far
far paleti
Fashion Night Out
Federico Grigorini
fetiş
film
Fioravanti
flashback
floral
FNO
fondöten
fotoğraf
François Berthoud
François Demachy
François Nars
Franziska Müller
Freckles Crayon
Fred Farrugia
Frédéric Malle
Freja Beha Erichsen
Frenzy
Frida Kahlo
Funny Face
Gabrielle Chanel
GAP
Garancé Dore
Gaultier
gelin
Gemma Ward
Génifique
Georgia
Giambattista Valli
Gigi
Ginta Lapina
Giorgio Armani
Gipsy
Girl Meets Pearl
Girls
Gisele Bundchen
Givenchy
Glowla
Golden Globes
Gönül Ergenekon
göz çevresi
göz farı
göz kalemi
göz makyajı
Gözde Atakoğlu
Grace Kelly
Grammy
Graphite
gri
Gucci
Guerlain
Guido Palau
Guilty
gül suyu
güneş
güzellik
Gwen Stefani
Gwyneth Paltrow
haber
haki
hamam
Hanneli Mustaparta
happy pastels
Harmonie De Printemps
Harper's Bazaar
hassas
Hazal Yılmaz
HBO
Head Mistress
Healthy Glow Powder
Heath Ledger
hediye
Helena Christensen
Hello Flawless
Hello Flawless Oxygen Wow
Herborist
Hi Panda
High Beam
High Brow
High Brow Glow
High Impact
hikaye
hindistancevizi
Hint
holiday collection
Holiday Palette
Hollywood
hot now
Hotel Costes
Huile de Corps
Huile Prodigieuse
HydraQuench
Hypnose
Hypnose Precious Cells
I Love Chanel
i-d
I'm Glam
Idealist
IFW 2010
IFW2010
ikon
ilham
ilik bakımı
ilkbahar
İlkbahar/Yaz 2011
İlkbahar/Yaz 2012
İlkbahar/Yaz 2013
Illamasqua
Illusion D'Ombre
illüstrasyon
ince telli saç
inci
indirim
Industrie
Inés De La Fressange
İngiltere
Instant Bucolique
InStyle
Interview
İnto The Gloss
İsabel Lucas
Isabella Rossellini
Issey Miyake
İstanbul
İstinyePark
It-Blue
İtalya
ışık ve gölge
J'Adore
Jac Jagaciak
Jak and Jil
January Jones
Jean Paul Gaultier
Jeanine Lobell
Jenna Menard
Jennifer Connelly
Jennifer Lopez
Jennifer Love Hewitt
Jessica Alba
Jiji
Jil Sander
Jimmy Choo
John Frieda
Josephine de la Baume
juicy tubes
Justjellycat
kabarık saç
kabuki
Kabuki Artisan Brushes
kadifemsi göz çevresi
kadın
kahverengi
kajal
kakül
kampanya
kapak
kapatıcı
Karl Lagerfeld
Karla's Closet
Karleidoscope
kaş
kaş açmak
kaş farı
kaş fırçası
kaş kalemi
kaş seti
Kat Dennings
Kate Middleton
Kate Moss
Kate Winslet
Katie Holmes
Katy Perry
Keira Knightley
Kelly Framel
Kemal Baykar
Kenzo Jungle L'Elephant Perfume
Kenzo parfüm
Kérastase
keratin
kese
kesim
Kevyn Aucoin
keyif
khol
kirpik
kirpik bakımı
Kirsten Dunst
kisrten dunst
kitap
kırmızı
kırmızı halı
kırmızı oje
kırmızı ruj
kış
kış bakımı
kısa saç
kıvırcık saç
kızarıklık
kızıl saç
klasik
kohl
koleksiyon
koyu halkalar
krem
krem far
kristal
Kristen McMenamy
Kristen Stewart
kuaför
kült
kuru şampuan
kuru yağ
küt kesim
kuyruk
L.I.L.Y
L'Air de Nina Ricci
L'Eau de Chloé
L'Officiel
La Base Dewy Glow
La Déesse
Lacquer
Lady Gaga
Laetitia Casta
LaGuna
lame
Lana Del Rey
Lancaster
Lancome
lansman
Lanvin
Lara Stone
lash amplifier
LashPlus
Laura Bailey
Lauren Hutton
Le Vernis
Léa Seydoux
Leighton Meester
leke
Lemon Meringue
Les Exclusifs de Chanel
Les Fleurs D'Ete
Let's Dance
limon
Linda Evangelista
Linda Rodin
lip balm
lip gloss
Lisa Eldridge
liste
Liv Tyler
Liya Kebede
Liz Taylor
Loewe
Londra
Lookin' To Rock Rita
loose powder
losyon
Louise Brooks
LouLou
Love Magazine
Luca Turin
lüks
Lush Flush Lip and Cheek Stain
M.A.C
M.I.A
MAC Kanyon
macenta
maden suyu
Madonna
mağaza
magenta
Magic Ink
Maiko
Make My Lemonade
Make Up For Ever
Make Up Masters 2012
Make Up Your Mind Beauty Weekend
Make-Up Masters
Makeup Your Mind Express Yourself
Making Faces
makyaj
makyaj çantası
makyaj çıkarıcı
makyaj fırçası
makyaj koleksiyonu
makyaj seti
makyajsızlık
makyör
makyöz
malzeme
Mandy Moore
manikür
Marc Jacobs
Marcus Piggott
Margot Tenenbaum
Mariacarla Boscono
Marilyn Monroe
Mario Sorrenti
Mario Testino
Marjorie Durand
Mark Rothko
Marni
Mary-Kate Olsen
maskara
maske
mat oje
mat ruj
mavi
Maya Arulpragasam
Mefisto
mektup
Melis İlkkılıç
Meltem Cumbul
mercan
merhem
Mert Alaş
Meryl Streep
mesaj
metalik
Michael Jackson
Michael Kors
Michelle Williams
Milano
Miracle
Misfit
misk
Missoni
Missy Rayder
moda
moda editörü
Moda Haftası
model
Molly Sims
Monica Vitti
Monika Jagaciak
Monoi Body Glow ll
monoi tiare
Moon Beam
morluk
Moroccan Oil
Multiple Stick
mürdüm ruj
Musc Amande
müzik
nail patch
Nails Inc.
Naked 2
Nana
nane
Naomi Watts
Narciso Rodriguez
NARS
NARSskin
Natalia Vodianova
Natalie Portman
Natasha Poly
Naz Dipçin
nem
nemlendirici
Neo Hair Design Studio
neon
New West
New York
Nicolas Ghesquiére
Nicole Richie
Nina Ricci
Nine D'Urso
Nişantaşı
No 19 Poudré
No 5 Eau Premiére
No:5
Noir Couture
Noir Couture Mascara
nostalji
nota
Nuance
numara
Nutiva
Nuxe
O2 D Biotic
Ödül Töreni
Oh My Chérie
oje
okuyucu
Olio Lusso
Olivia Palermo
ombre french manikür
ombre hair
onarıcı
öneri
Opium
organik
organizasyon
Orgasm
örgü
oryantal
Oscar Ödül Töreni
Osman Başyiğit
paçuli
palet
pamuk
Pan Am
Pantone Universe
paraben
Paradoxal
parfüm
parfümör
Paris
parti
pastel
Pat McGrath
Patrick Demarchelier
pazar
pazar pazar
pazartesi
pedikür
peeling
peggywolf
pembe
Penelope Cruz
Penny Lane
Peridot
Perk Up Artist
Peter Philips
Peter Phillips
Phenomen'Eyes
Philip Lim
Phoebe Philo
pigment
Pixie
Pınar Yeğin
platin
Platinum Egoiste
portakal
Post Card by CARGO
Prada
Prada Candy
pratik bilgi
Pro-Prime
protein
Prrrowl
pudra
Pure Radiant Tinted Moisturizer
Pureness
Purple Khaki
QNail Bar
Quartz
Rachel Bilson
Rag and Bone
Rankin
Raquel Zimmermann
reklam
reklam filmi
Rene Furterer
renk
renkli nemlendirici
Resort 2013
retro parfüm
Retrochic
Rexaline
Rick Owens
Rihanna
Rive Gauche Pour Homme
Roberto Cavalli
Rochas
Rodarte
Ron Arad
Rooney Mara
röportaj
Rose Khaki
Rouge Allure
Rouge Allure Velvet
Rouge Coco
Rouge Coco Shine
Rouge Noir
ruj
sabah hazırlığı
sabun
saç
saç bakım kremi
saç bakımı
saç boyası
saç kesimi
saç kremi
saç modeli
saç rengi
SAG Awards 2012
sağlık
sahil
sahne makyajı
sakız
Sakura
salatalık
Salma Hayek
Sam Mcknight
şampuan
Samsara
sanat
sandal ağacı
sarışın
Saskia De Brauw
saydam ruj
Scarlett Johansson
Schiap
Scott Shuman
Sculpting Kit
Seda Yılmaz
Sedat Temur
Self Service
selülit
Sensuous Nude
Separfüm
Sephora
Sephora Astoria
Sephora by OPI
Sephora Capitol
Sephora Collection
Sephora Demirören İstiklal
Sephora Exclusive
Sephora Express
Sephora Fluo
Sephora HAIR
Sephora İstinyePark
Sephora Nail Art
Sephora Palladium
Sephora Shine Lipstick
Sephora Sonbahar/Kış 2011
Serge Lutens
serum
seyahat
Shakira
Shalimar
Sharon Stone
sheer lipstick
Shiseido
Sienna Miller
Signature Lipstick
sim
Simon Nessman
Simone Legno
sinema
Şirin Ediger Bayülgen
şişe
Sisley
siyah
siyah makyaj
siyah nokta
sıvı allık
Skin Energetic
smokey eyes
Smoky Blue
Snow White and The Huntsman
So Hooked On Carmella
Sofia Coppola
Sofia Loren
Solange Knowles
Some Beauty To Love
sonbahar
Sonbahar/Kış 2010
Sonbahar/Kış 2011
Sonbahar/Kış 2012
Sophia
Sophia Loren
Sophie Dahl
sorucevap
SPF
spor
spor salonu
Stella McCartney
Stephanie Seymour
stil
Stila
street style
Strivectin SD
Strivectin SD Sensitive
Style Awards
STYLE BOOM
style.com
Sugar Body Scrub
sümbülteber
Summertime De Chanel
Sun Beam
Sunny Diane
Süper Dergi
Super Foot Scrub
süpermodel
sürme
süt
sütlü su
Sweet New Ride
Take a Bow
takma kirpik
taktik
Tamara Mellon
Tangerine Tango
Tania Sanchez
tarif
tatil
tavsiye
Taylor Tommasi Hill
teknoloji
televizyon
temel bilgiler
temizlik
ten kokusu
Terracotta
Terracotta Inca Summer Make Up
Terracotta Lady
teşekkür
Thakoon
Thann
The Coveteur
The Garden of Good and Eva
The Golden Globes
The Hundred Classics
The Little Book Of Perfumes
The Multiple
The Porefessional
The Quickie Chronicles
The Sartorialist
They're Real
Thierry Mugler
tipografi
tırnak bakımı
Tokidoki
Tom Ford
Tom Pecheux
Tommy Ton
Tonik
Too Faced
topuz
törpü
Touche Eclat
toz pudra
trend
Trésor
Tru
True Blood
tuberose
Tülin Kermen
turuncu
Tuxedo
Twiggy
Twilight
uçuk
Urban Decay
uzun saç
Valentino
Vanilla Sky
vanilya
Vanitas
Vatan
Velvet Gloss Lip Pencil
Velvet Matte Lip Pencil
Vera Wang
Verda Alaton
Versace
Vetiver
Vidal Sassoon
video
vintage
Visionnaire
vişne çürüğü
Vita Liberata
Vogue
Vogue Germany
Vogue Japan
Vogue Paris
Vogue Türkiye
Vogue UK
vücut bakımı
vücut kremi
vücut losyonu
vücut makyajı
vücut peeling
vücut yağı
W
waterproof
White Lucency
Wicked
Wild Safari
XOXO
yara
yarışma
yasemin
yaşlanma karşıtı
Yasmin Le Bon
yaz
yeni sezon
yenilik
Yes To Blueberries
Yes To Carrots
Yes To Cucumbers
yılbaşı
yılbaşı seti
You Rebel Lite
YSL
Yunanistan
Yves Saint Laurent
Zeynep Özatalay
zeytinyağı
Zulu









































