8.5.11

Dünyanın tüm makyaj eşyalarına sahip olsaydım (ki çok da uzak değilim) yine de annemin masasından bir şeyler araklardım


























Aynı fiziksel özelliklerimiz gibi makyaj alışkanlıklarımızın da genetik olduğunu düşünüyorum bazen. Anneannem süslü bir kadınmış, kız kardeşi Birsen onun bir basamak üzerindeymiş. Bugün, kaşlarını boyamadan ve kırmızı rujunu sürmeden bir adım atmaz dışarı. Annem, annesi ve teyzesi kadar olmasa da makyaj ve bakım konularında heyecanlı, cesur ve beni kıskançlık krizlerine sokacak kadar kaygısızmış. Sanıyorum bu hali, kendine güvenmesinden ve kendisiyle fazlasıyla barışık olmasından geliyor. Teyzem Nükhet de büyük teyzem Birsen'in bir devam filmi olarak kabul edilebilir makyaj konusunda. Geçtiğimiz haftalardan birinde profesyonel bir makyözden ders aldı, sanki çok ihtiyacı varmış gibi...


Klasikle klişe arasında gidip gelen bir 'annemden öğrendiğim makyaj tavsiyeleri' yazısı yazamayacağım çünkü annem bana makyaj konusunda hiçbir şey öğretmedi. Hatta ve hatta bu konuda ona annelik yapan kişi ben oldum hep. Makyaj fırçalarını temizlemesi gerektiğini, serumun nemlendiriciden hemen önce kullanıldığını, parlak ve simsiyah saçlarıyla kırmızı rujun muhteşem bir tezat yarattığını... o da beni hep dinledi. Canım Sephora'ya gidip yeni ürünler keşfetmek istediğinde, mesela NARS'ın yeni sezon koleksiyonu raflarda arz-ı endam ettiğinde, benimle o heyecanı paylaştı hep. Ne şanslıyım ki biz birlikte alışveriş yapmaktan çok keyif alan bir ikiliyiz. Birlikte olmaktan, yanyana durmaktan...















































































Annemin eski resimleri ilk elime geçtiğinde, kendisinin güzelliği bana bütünüyle aktarılmadığı ve arada bazı minik kesintilere uğradığı için biraz üzülmüştüm. Kocaman siyah gözleri, minicik burnu ve etli dudakları 'aynısının tıpkısı' şeklinde bana transfer olsun isterdim. Eğer bir pazarlık şansım olsaydı varisleri geri verip... şey... evet... o burnu alırdım!

Annemden bana miras kalmadığına en çok üzüldüğüm şey ise, işte tam da bununla ilgili. Kendiyle barışık olması. En büyük güzellik hatalarını yaptığı zamanlarda bile (ne yapabilirdi ki, 80'li yılların 'power woman'larından biriydi o) kendini sevmeye ve dolayısıyla hatasını başka kimsenin yapamadığı bir rahatlık ve mutlulukla taşımayı bilmiş annem. Hata örnekleri: Perma, tüm göz kapağını kaplayan buz mavisi far, sedefli ruj, kat kat kat saç kesimleri. Tüm bunları, ancak kendine fazlasıyla güvenen bir kadının yapabileceği şekilde terse çevirmiş, hata olmaktan çıkarmış, herkeslere de kabul ettirmiş.

Bugün, ben kırmızı ruj sürdüğümde kenarı taşsa ya da göz kalemim aksa deliye döner ve hemen bu durumu düzeltmek isterim. Annem, hiç oralı olmaz. Benim onun üzerinde çeşitli düzeltmeler yapmam gerekir.


Küçük burundan da vazgeçtim, keşke yalnızca bu özelliği bana geçseymiş...




























Hepinizin anneler gününü kutluyorum. Bu özel günü, bilerek ve isteyerek küçük harflerle yazıyorum. Deliye her gün bayram misali, anneler günü de yılın tek bir gününe ait değil çünkü.


Ama madem bugün, hepimiz annelerimiz, kendimiz ve eğer varsa çocuklarımızla ilgili düşünceler içindeyiz... öyleyse şunu da buyurun:

BU HAYATTA ALABİLECEĞİNİZ EN TARAFSIZ, İÇTEN VE SAMİMİ YORUMLAR, ANNENİZDEN GELİR.

Dolayısıyla siz evden çıkmadan hemen önce anneniz 'bence bu ruju sürme' dediğinde, aynaya ikinci kere bakma ihtiyacı duymadan onu silmenizde fayda var.

(Siz de hatalarınızı çok şık şekilde taşıyan şanslı kadınlardansanız, arabaya binince hemen tekrar sürersiniz.)

6.5.11

Hepimizin ihtiyaç duyabileceği bir mucize: The Eraser





















Diyelim ki bir zamanlar Kate Moss'un tahtını kapacağı söylenen Agyness Deyn gibi (ben o iddiayı hiç anlayamadım) saçlarınızı simsiyah yaptınız... mavi siyah... sonra bir sabah uyandınız ve o da ne?! Platin sarısına geri dönmek istediğinize karar verdiniz. Kuaförünüze bir ziyarette bulundunuz ve muhtemelen size şu cümleyi kurdu: "Koyu boyayı akıtacağız sonra da saçı kimyasallarla yeniden açmak gerekecek." Bunlar ne siz ne de saçınız için hoş vaatler değil.


İşte eğer yolunuzu Akmerkez Ulus kapısı karşısındaki Neo Hair Design Studio'ya düşürürseniz ve Turgay Gökoğlu'yla tanışırsanız size daha farklı bir cümle kuracak. "Eraser diye tamamen organik bir madde var. Saçta yapılan son işlemi geriye sarıyor. Saça hiç zarar vermiyor. Ne dersin?" Kendimi bilmez bir şekilde, saçlarımla sürekli oynama hali içinde olduğumu paylaşmıştım sizlerle. Kaçıncı sıradakiydi hatırlamıyorum ama o boya işlemlerinden birinde saçım hem küllendi, hem yeşerdi hem de kopkoyu oldu. Blue black yerine green black gibi bir renk gelsin gözünüzün önüne...

Yine daha önce 10dakika'da defalarca yer almış Naz'ın tavsiyesiyle Turgay'ın kapısını çaldım. Saçıma Eraser denen o organik işlem uygulandı. Eraser, kopkoyu saçımdaki boyayı akıtmakla kalmadı, fazlasıyla yıpranmış saçlarımı da toparladı.

Şimdi gelelim işlemin eksilerine... Çok kötü kokuyor. İstanbul'un belli başlı kestirme yollarında burnunuza gelen o lağım kokusunu hayal edin. Saçınıza ısıyla uygulanan işlem boyunca o kokunun artarak burnunuzu uyuşturduğunu düşünün. İşte öyle bir şey... Bir saate yakın paketli bir şekilde bekledikten sonra saçınız açılıyor, hemen yıkama yerine alınıyorsunuz. Sekiz!!! yıkama gerçekleştiriliyor. Bir noktada kullanılan şampuanlardan biri arap sabunu diğeriyse greyfurt gibi kokuyor! Greyfurt kokusu sizi mest ediyor! (Ben arap sabunu kokusunu da severim, o da lağımdan sonra beni çok mutlu etti) Turgay'ın söylediğine göre yıkama çok önemli. Yıkama yanlış yapılırsa, mesela şampuanların sırası karışırsa renk yeniden koyulaşabiliyor.


Saçınız yıkandıktan sonra lağım kokusundan azıcık bir iz, kafanızda yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Bir sonraki gün tamamen yok oluyor.


Eğer siz isterseniz, son hatanız The Eraser yardımıyla silindikten sonra yeniden, hemen o gün içinde boya yaptırabiliyorsunuz ama Turgay tavsiye etmiyor. Saçın rengi o bir hafta içinde azıcık da olsa değişebiliyor çünkü.


Agyness'in bir bukalemun edasıyla nasıl bir gün simsiyah bir gün (neredeyse) bembeyaz saçlarla piyasaya çıktığını şimdi anladım. O da 'eraser'cı. Ayrıca 'Lord of the Rings'de platin saçlarıyla caka satan Legolas'ın da aynı işlemden faydalandığından şüpheleniyorum. Elf gücüymüş... sihirli suymuş,,, doğaüstü güzellikmiş... haydi canım sizde! Her şeyin sırrı The Eraser!
























Şu alttaki bandanalı saç modelini de pek tatlı bulduğumu ekleyerek hepinizi selamlarım.

Neo'nun kapısını çalmak isteyenler için adres ve telefon bilgilerini de yazmayı unutmam tabii ki.

Neo Hair Design Studio
Adnan Saygun Cad. Belediye Sitesi Leylak Apt.1 Ulus
Tel: 212 351 76 97


3.5.11

Bir paket, bir kutu ve bir fırça























Her biri bir diğerinden biraz daha güzel...

NARS Kabuki Artisan fırçalar serisinden Yachiyo Brush, el yapımı. Elmacık kemiklerini belirginleştirmek, göz altını aydınlatmak ve göz çevresi etrafında her türlü renk uygulaması için kullanılabiliyor.

Tek bir gün kullanmayacak bile olsam (ki yüzümde gezinmeye başladı bile) bu şıklığa sahip olmak isterdim!

Happy happy lips, hippie hippie hair!






















Yes to Carrots markasıyla tanıştığımdan beri, arkadaşlığımızı ilerletmek peşindeydim. Dün gerçekleştirdiğim Sephora turumda, bunu başardım sanıyorum... şu an banyomdaki koca bir raf son nefes bağırıyor: "Yes to carrots! Yes to tomatoes! Yes to cucumbers!"

Bu sırada markanın her ambalajına mutlaka iliştirdiği şu paragraf da pek takdire şayan: "Yes to organic fruits and veggies. Yes to caring as much about what you put on your body as what you put in it. Yes to the benefit of Dead Sea minerals. Yes to being low maintenance and highly fabulous. Yes to happiness. Yes to you!" (Organik sebze ve meyvelere evet. Vücudunuzun içine aldığınız şeyler kadar üzerine sürdüğünüz şeylere de özen göstermeye evet. Ölü Deniz'den elde edilen minerallere evet. Az çaba göstermeye ve çok muhteşem görünmeye evet. Mutluluğa evet. Size evet!)


Makyaj temizleme mendilleri, vücut yağı, el kremi, göz jeli derken... dudaklarımı da paraben içermeyen bu doğal mucizeden mahrum bırakmamaya karar verdim. Bundan böyle dolmakalemlerim ve cüzdanımın yanında bu dudak nemlendiricileri de benimle her yere gelecek... çünkü... M-Ü-K-E-M-M-E-L-L-E-R! Koku ve aroma olarak (hiç beklemezdim ama) havuçluyu sevdim en çok. Hiç biri dudağı renklendirmiyor, yalnızca nemlendiriyor ama bunu da pek iyi beceriyor. İlk defa bir dudak nemlendiricisini günde sadece üç kere tazeledim. Belki de son aylarda içtiğim su oranını da fazlasıyla arttırdığım için oldu, bilemiyorum...


Hemen üçlü paketten bir tane edinin derim, içinde havuçlu yok yalnız, onu da ayrıca alın mutlaka.
























Saçlarım da beni endişelendiren başka bir konu son zamanlarda. Son iki hafta içinde binlerce işleme maruz bırakıldılar ve buna pek de alışık değiller. Marka, boyalı saçlar için benim kokusuna bayıldığım salatalığı öneriyor. Meğerse yapmam gereken tek şey 'yes to cucumbers' demekmiş.

Yine ambalajın üzerinde yazanlardan öğrendiğim kadarıyla salatalık saç tellerini besliyor, peygamber çiçeği (centaurea) rengin kalıcılığını sağlıyor, antioksidanlar açısından zengin yeşil çay da saçın parlamasını sağlıyor. Büyük zorluklarla edinmiş olduğum saç rengimi korumayı isterim elbette! (O kadar değişim geçirdi ki saçlarım en başta ne istiyordum, neden boya koltuğuna oturmuştum... artık ben de unuttum) Bir de Calming Shower Gel aldım kendime. Ondan da çok memnunum.

Salatalık gördüğümde ya da kokladığımda aklıma hep tazelik, serinlik ve yaz gelir. Beni en az yeşil erik kadar mutlu eden bir yiyecek kendisi. Hatta onu sebze olarak kabullenmekte biraz zorlanıyorum, meyve sınıfına terfi edemez mi acaba?

Şampuan, saç kremi ve duş jeli ambalajlarının tümü 500 ml'lik. Bu da benim için iki ay gibi bir süre demek. Bakalım iki ay sonra beni yeniden tavlayabilecek mi salatalık krallığı...



2.5.11

Bir güzellik ekiyle aynı fikirleri paylaşmak genelde zordur...
















Eğer ki bir dergi ya da dergi eki sayfasında, bir ürünün üzerine şu amblemin iliştirildiğini görürseniz şunu düşünürsünüz: "Reklam verenlerin gücü adına!" Genelde bu denge asla şaşmaz, reklam verenlerin ürünleri mutlaka ödül alır. (Belki de ben seneler süren dergicilik hayatımdan dolayı önyargılıyım, bilemiyorum...) O yüzden de herhangi bir derginin güzellik ekine güvenip güvenemeyeceğiniz konusunda her daim kararsız kalırsınız. Bir tarafınız o ürünleri koşarak satın almak ister, ne de olsa güzellik dünyasının en önemli isimleri oy vermiştir. Öte yandan ya her şey bir kurguysa...


İşte InStyle UK'in kazara elime geçen Best Beauty Buys 2011 ekini de bu sebeplerden dolayı bir kenara fırlatıvermek üzereydim ki... karıştırmaya başladım kendime hakim olamayarak. İlk defa bir güzellik ekiyle fikirlerimizin birebir uyduğunu gördüm, bu da bana umut verdi. Evet, tabii ki reklam hikayesi burada da geçerliliğini koruyor ancak doğru yerden doğru şeyler için reklam almışlar galiba.


Lafı fazla uzatmadan çok sevindiğim birkaç kategoriyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu ürünlerin kazanmasını neredeyse ayakta alkışlamak istedim. Hepsini ben de kullanıyorum ve hepsinden ben de çok memnunum.


En iyi serum:

Estée Lauder Advanced Night Repair Synchronized Recovery Complex






















En iyi göz makyajı çıkarıcısı:
Lancome Bi-facil Non Oily Instant Cleanser



















En iyi toz allık:
NARS Orgasm Blush
























En iyi parlaklık veren cilt bakım maskesi:
Sisley Radiant Glow Express Mask

29.4.11

İşte ben buna çok güldüm























Butter London, bugün Prens William'la evlenecek olan Kate Middleton şerefine işte bu ojeyi yaratmış. İngiltere'de son ayların en büyük çılgınlığı ve marketing projesi haline gelen düğün, böylelikle güzellik dünyasına da sıçramış. Ojenin adının 'No More Waity Katie' olması da tesadüf değil tabii... bir de bakmışsınız sabreden derviş... saraya erermiş... ?!

İngilizlerin kraliyet ailesiyle açıktan açığa dalga geçmelerine ve bunu da keyifli bir mizahla yapıyor olmalarına bayılıyorum. Bu arada ojenin rengi fümeli ve simli bir mor. Katie'cimin tırnaklarına zarif bir french yaptıracağını düşünüyorum ama belli mi olur... belki de halkı bu aykırı ojeyle selamlar kendisi...

27.4.11

François Nars der ki: "Makeup Your Mind Express Yourself"






















Daha önce şu yazımda bahsettiğim François Nars'ın 'Makeup Your Mind' kitabının ikincisi çıkmış. Bu haberin beni ne kadar mutlu ettiğini anlatmama gerek var mı? Rizzoli yayınlarından çıkan 273 sayfalık ikinci kitap, ismi ve cismiyle bir devam niteliğinde: 'Makeup Your Mind Express Yourself'. Kütüphanenizde değil makyaj masanızın üzerinde bulundurmanız gereken yeni bir hazine. Bir sürü öncesi, sonrası ve ortası fotoğrafları ve bu fotoğrafların hangi NARS ürünleriyle nasıl uygulanacağı konusundaki bilgilerle dolu!

Örnek:






















Sonuç: İstiyorum. Sipariş vereceğim. Derhal. Hatta şimdi.

Pastel ve fosfor























Pek sevgili arkadaşım, harikulade dünyasını şu adresten takip edebileceğiniz, ELLE Türkiye editörlerinden Seda Yılmaz, kendisine doğum günü hediyesi olarak takdim ettiğim pastel ilkbahar ojelerini kullanmaya başlamış bile. Bana iki güzel fotoğraf göndermiş, bir de şöyle bir not düşmüş: "Karar verdim her hafta bir renk süreceğim. Bu arada sürümü çok kolay, ojelerimi kendi kendime sürüyorum çoğunlukla, manikürcü sevmiyorum. Kendin pişir kendin ye'ciyim :) Bir de çok çabuk kuruyor. Ayrıca şişe ebatlarının küçük olmasını da çok sevdim çünkü o koca koca oje şişelerini hiçbir zaman bitiremiyor insan ve ortalık oje şişesi mezarlığına dönüyor. Bak sana küçük bir review bile yaptım, tekrar çok teşekkür ederim beni Sephora ojelerle tanıştırdığın için!"


Sephora'nın ojelerini (hem manikürsel hem de dekoratif anlamda) çok seviyorum ben de. Kolay sürülüyor, asetonla çıkarmak istediğinde kolay çıkıyor ama soyulmuyor. Ayrıca o minik şişelerin her birinden birer renk alıp bir duvara dizmek istiyorum! Öylesine güzeller.

Seda'nın hediye paketinden çıkan renkler (en üstteki fotoğrafa bakabilirsiniz) şunlar:

Sugar Coated (genelde French manikürde kullanılan sağlıklı, pembe tırnak rengi)
Yellow Umbrella (sapsarı ve harikulade bir renk)
Let's Dance (her mevsim favorilerimden biri olmaya devam eden, masum bir lila)
Teeny Bikini (nil yeşili)
İşte pembeleri hatırlayamıyorum... bir tanesi fuşyanın en canlı tonu, diğeriyse pastelimsi bir mercan rengiydi...


Bir eksik ya da bir fazlasıyla bu ojeler, aynı Sedacığım gibi ruhunda pastel ve fosforu aynı anda büyük bir zerafetle taşıyabilen kadınlar için.

Yaa, işte böyle...

26.4.11

Çıkardıkça güzelleşir makyaj
























Stylist Lisa Marie Fernandez, en sevdiğim güzellik bloglarından biri olan Into The Gloss'a makyaj rutinini anlatırken şöyle demiş: "Geceleri yüzümü yıkamıyorum, neden biliyor musunuz? Akşamdan kalma eyeliner'ın görüntüsüne bayılıyorum. Bir gece öncesinden kalma saç ve makyaj… İşte bunu hiçbir makyör baştan yaratamaz." Okuduğum bu cümle aklımın bir köşesine yerleşiyor. Sonra başka bir andayım. Büyük ekranda Keira Knightley, 'Atonement'ta -galiba yine en çok biz kadınların aklını çalan ve çelen- muhteşem bir güzellikte, makyaj masasının önüne oturmuş, özenle kırmızı rujunu sürüyor. Aynaya bir bakış fırlattıktan sonra, çizgisi çizgisine doğru sürülmüş rujunu şöyle bir siliyor. Artık hiçbir şey bir saniye önceki kadar mükemmel değil ve işte belki de bu yüzden her şey çok daha güzel. O kırmızılık yerini tatlı bir pembeliğe bırakıyor. Sanki Cecilia ve Robbie uzun uzun öpüşerek o ruju tüketmiş… sanki kırmızı ruj, filmin o sahnesine kadar bu kıvama gelmeyi sabırsızlıkla beklemiş gibi…

Önemli bir geceye hazırlanırken eğer ki usta bir makyörü tercih etmişseniz, neden sizi bir an önce makyaj masasının başına oturtmak ister? Çünkü makyajın yüze yerleşmek için zamana ihtiyacı vardır. O gecenin fotoğraflarına bakarken, neden tam ortasına denk gelen bir anda yüzünüzün en güzel halinde olduğunu düşünürsünüz? Çünkü makyajın yüze yerleşmek için 'sandığınızdan daha fazla' zamana ihtiyacı vardır. Ertesi sabah uyandığınızda (onayladığımdan değil ama diyelim ki çok üşendiniz ve bir kerelik makyajınızı silmeden uyudunuz) gecenin biriktirdiği fazlalıkları şöyle bir temizledikten sonra neden yüzünüzü yıkamaya kıyamazsınız? Çünkü bir gece önce makyajınız yapılırken olmasını istediğiniz her şey, şimdi oradadır: Gözleri belli belirsiz çevreleyen göz kalemi, dudaklarda hafif ve mahmur bir pembelik; ultra-siyahlığını geride bırakmış, sanki doğal ve gür kirpiklere sahipmişsiniz yanılgısına düşüren maskara. Sizin yüzünüz… ama çeyrek makyajlı.

'Eau de Parfum' dünyasında da benzer bir tablo söz konusu: Kokunuzun sokaklarda geçen bir günün sonuna doğru, rüzgar tarafından hırpalandıktan, tene iyice karıştıktan sonra daha da güzel kokması ve kendini en beklenmedik anda hatırlatması çok mu farklı sizce? Parfümün esansa dönüştüğü, tarafımızdan daha da sahiplenildiği, bundan başka bir şekilde kokamazmışız gibi hissettiren o an, çok tatminkar değil mi? 'Ne kokuyorsun' sorusunu yok eden, yerine 'ne güzel kokuyorsun'u getiren bir an o.

Sanki evrenin sırrı buymuş ve benim de çözmem gerekiyormuş! Lisa Marie Fernandez'in itirafıyla başlayan düşüncelerim bir güzellik iddiasına, gereksiz yere üstüme aldığım bu sorumluluk ise dört bir yana fırlattığım ve Naz'a isabet eden soru oklarına dönüşüyor: Çıkardıkça güzelleşir mi makyaj?

- Naz sence çıkardıkça güzelleşir mi makyaj? Haydi deneyelim. Sen en ağır, en havalı makyajını yap. Mönüde kırmızı ruj da olsun, siyah eyeliner da olsun, ölümüne maskara da olsun. Hatta biraz far bile sür. Sonra silelim. Bakalım nasıl oluyor…
- Salı sabahı bana gel. Önce kahve ardından makyaj. Sonra sileriz.

Fotoğraflarda gördüğünüz Naz Dipçin, ne moda ne de güzellik dünyasına yabancı. Benimle de senelerdir tanışıyor. Bu tanışıklığın suç ortaklığına dönüşmesinde, Naz'ın bir kadını güzelleştiren her şeye duyduğu büyük ilginin de payı var elbet. Bir editörden bahsederken bu halleri 'mesleki deformasyon' olarak vaftiz edersem (ki şu an etmiş bulundum) haksızlık olmaz sanırım. Kahvemizi içtikten sonra Naz, makyaj masasının başına geçiyor ve tam istediğim dozda, yoğun bir makyaj yapıyor. Makyajın, fırından yeni çıkmış hali de oldukça göz alıcı. Ancak ne zaman ki yağlı bir temizleyiciyle, cildine dokunmadan gözlerini ve dudaklarını hafif darbelerle temizliyor, işte o zaman her şey daha da güzel oluyor. Demek ki Keira'ya ait bir manevra değilmiş bu. Hepimiz yapabilirmişiz.


İhtiyaç listesini ikiye ayırmak gerekiyor: "M.Ö" ve "M.S". Makyajınızı yaparken, yani "M.Ö" döneminde mükemmel bir baz oluşturmanız önemli. Ne de olsa yarısını sileceksiniz. Fondöten ve pudranızın ardından, asla çıkmayacakmış gibi duran bir göz kalemi ve eyeliner (Estée Lauder Double Wear Stay-In-Place Eye Pencil, Benefit BADgal Waterproof Liner'ın siyah ya da antrasit rengi), kıpkırmızı bir ruj (Chanel Rouge Allure No:58 Audace ya da sıkı bir Givenchy kırmızısı) işinizi görecektir. Makyajınızı geriye sararken iddialı bir pamuk stoğu dışında, yağlı yapıda bir göz makyaj temizleyicisine (Sephora, NARS ya da Lancome'un kült ürünü BI-FACIL) ihtiyacınız olacak. Göz makyajınızı silerken, alt kirpik dibindeki kalemi tamamıyla yok etmemek önemli. Göz kapağını da fazla zorlamayın. 'Bu makyaj temizleyici çok kötü, makyajımı çıkarmıyor' dedirtecek bir performans bekleniyor sizden. "M.S" safasına geldiğinizde, birkaç minik dokunuşla yüzünüzü sanki hiç ellenmemiş gibi göstermelisiniz. Dudaklarınızın etrafında oluşan kırmızılıkları bir kapatıcı  yardımıyla örtüp, pamuk ve kağıt mendil darbeleri sonrasında kuruyan dudaklarınızı lip balm'la (Erborian, Burt's Bees ya da eskilerin bir numaralı nem kaynağı vazelinle) nemlendirin. Böylece kırmızı rujdan geriye kalan pembelik canlanacaktır. Yüze parlak bir görüntü kazandıran krem aydınlatıcı (NARS Copacabana Illuminator) ya da hafif yapılı bir renkli bir nemlendiriciyle (Benefit You Rebel Lite Tinted Moisturizer) doğal görünümünüze bir doz parlaklık katabilirsiniz.


Siz sıfır makyajlı halinizle zaten böyle mi görünüyorsunuz? O halde kendinizi benim kıskanç bakışlarımdan koruyarak kapıyı çekin ve yanınıza bir tane bile makyaj malzemesi almayın!



Sevgili 10dakika'cılar bu yazının orjinalini XOXO'nun yeni sayısında okuyabilirsiniz. Aslen dergi için yazdığım bu makyaj macerasını, buraya Naz'ın fotoğraflarıyla koymadan edemedim. Şu altta gördüğünüz kareyi de çok sevdiğim için onu da ekledim. Ne de olsa burası 10dakika, her şeyi yapmaya hakkımız var!



25.4.11

'Pastellerin mutluluğu' için fırça seçiminize dikkat!




Ah 'happy pastels' ah... Bahar bir türlü gelemedi ki. Biz bir türlü (tam olarak) o ruh haline bürünemedik ki... Yoksa şu yukarıdaki toz bulutu lilalardan, nil yeşillerinden, mercanlardan sürmek istemez miyiz?!

Sephora'nın bahar makyaj koleksiyonu bir yana, esas fırçalara bayıldım ben. 'Professional' kimliği altında piyasaya sürülen yeni fırçalar, gerçekten çok başarılı. Hali hazırda 'angled blush' (açılı allık) fırçasını, concealer (kapatıcı) fırçasını ve en tombul pudra fırçasını kullanıyorum. Angled Blush ile yüze boyut kazandırmak da kolay. Tek yapmanız gereken fırçayı doğru tutmak ve şakaklarınıza doğru ileri geri hareket ettirmek. Eğer ki toz far, allık ve pudra kullanıyorsanız, fırçayı ambalaja değdirdikten ve bir süre orada gezindirdikten sonra yere doğru şöyle bir sallamanızda ve ürünün fazlasından yüzünüze değdirmeden önce kurtulmanızda fayda var. Böylelikle daha doğal bir görünüm oluşacaktır. Kapatıcıyı da fırçayla sürmeye başladığımdan beri farkı görebiliyorum. Bugüne kadar parmaklarımı kullanmakla sanırım hata etmişim...


Bir diğer favori ürünüm de Lash Amplifier. O da nedir diye soracak olursanız şu altta gördüğünüz obje. Rimelin göz kapağına bulaşmamasını sağlıyor. Maskarayı sürerken bir ucunu kirpiklerinizin altına yerleştiriyorsunuz. Bir diğer ucu da maskara fazla uygulandığında kirpiklerde oluşan topaklanma ya da yapışma gibi sevimsiz vaziyetlerle ilgileniyor. Nasıl mı? İncecik uçlu metal tarağıyla onları ayırıyor, istenmeyen maskaradan hemen kurtulmanızı sağlıyor. Önemli olan ikinci işlemi, maskaranız tazeyken yapmanız. Kuruduktan sonra taradığınızda etkisi o kadar da güçlü olmayabilir. Bir de maskara sürdükten sonra kirpik kıvırma konusunu da çok faydalı buluyorum ben. Abartılı bir etkinin peşindeyseniz, mutlaka deneyin.



22.4.11

Bugün başladığım 31. yaşıma kadar işte şunları öğrendim



















- Her zaman doğal olanı tercih ettiğimi, esmer bir kadının saç diplerinin her daim orjinal renginde kalması gerektiğini (e tabii haklısınız, şu yukarıdaki resimlere bakıp diyebilirsiniz ki 'ne işin var kafanda mor boyalarla bir yıkama koltuğunda o zaman', ama işte ismi blue silver olan o mor şampuanı sizlere göstermeden edemedim, ayrıca doğal saç rengi konusundaki fikirlerim o koltuktan kalktıktan sonra daha da güçlendi)

- Kırmızı ruj ve maskaranın gücüne başka hiçbir makyaj malzemesinin sahip olmadığını

- Öte yandan concealer (göz altı kapatıcısı) dediğimiz şey olmadan da hayatın geçmediğini

- Abartılı pembe yanakların (hani Barbie bebek misali) bana hiç yakışmadığını

- Pilates'in bir insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik olduğunu (bunu ne yazık ki otuzuncu yaşımda öğrenebildim ancak...)

- Bir cilt bakım ürünü hakkında kesin karara varmak için ona zaman tanımak gerektiğini

- Cilt bakımının makyajdan çok ama çok önce geldiğini

- En pahalı ve en sofistike şampuanın bile Pantene kadar olamadığını

- Asla tek bir parfüme sadık kalan o çok özendiğim kadınlardan biri olamayacağımı

- Güzellik dünyasında da diğer her şeyde olduğu gibi 'zorlama' şeylerin sırıttığını

- Takma kirpik tak(a)mayacağımı

- Ekstra spreyli düğün topuzlarına her daim şaşkınlıkla bakacağımı

- Rakamlar üçe vurdu mu göz kremi vaktinin gelmiş de geçiyor olduğunu

- Güneş ışınlarından mutlaka korunmak gerektiğini

- Yine çoğu şeyde olduğu gibi güzellik halleri konusundaki en dürüst fikirlerin de annelerimizden çıktığını, öte yandan en doğrusunu yine kendimizin bildiğini (keh keh keh)


- Yağlara karşı özel bir zaafım olduğunu (badem yağı, susam yağı, bakım yağı gibi gibi...)

- Nasıl göründüğümüzün ne yediğimizle çok ilgisi olduğunu

- Soğuk su şoklarının hem vücuda hem de yüze çok iyi geldiğini

- Yıkanmadan, biten bir günün ardından sıkılan parfümün çevreye en büyük zarar olduğunu

- Hiçbir zaman mükemmel görünemeyeceğimizi ve bunun da çok iyi bir şey olduğunu

- Bakımlı olmak ve kokoş olmak arasında büyük fark olduğunu

- Güzellik dünyasında en etkili yöntemin (yine her şeyde olduğu gibi) deneme-yanılma olduğunu



Ve her gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Sanıyorum en güzeli de bu zaten.

19.4.11

Beauty Bomb






















Sanki bir yerlerde Tom Jones, ekstra solaryumlu teni ve daracık gömleğiyle mikrofona yapışmış ve gırlıyor: "Sex Bomb, sex bomb, you'rrrrrrrr my sex bomb..." Oysa ki Natalia Vodianova'yı taçlandırmak istediğim ünvan, güzellik bombası. Kendisinin moda dünyası ve Rusya tarafından önümüze atılan en gerçek, en katkısız ve rüştünü en ispat etmiş güzellik olduğu kanısındayım. Siz ne düşünürsünüz, bilmem. Kalın kaşlar, olağanüstü bir kemik yapısı, o kemik yapısının içine özenle gömülmüş iki masmavi göz (ki ben pek mavi göz hayranı değilim)... biraz Brooke Shields (ki onun da hayranı değilim) biraz Charlotte Casiraghi. Üç çocuk annesiyken bile şu Sephora makyaj çantasının içine yerleşmiş haliyle karşımıza çıkıyor olması, sihir gibi bir şey.


Bir de şu hallerin şu kadınları gerçek bir 'beauty bomb'a dönüştürdüğünü düşünüyorum:






















Liya Kebede'nin tam omuz hizasında kesilen simsiyah ve parlak saçları,






























Lara Stone'un (bir anda hatırladım ki bu fotoğrafı daha önce de koymuştum, ama olsun, öylesine güzel bence) suluboya tadındaki makyajı, platin saçları ve kaşsızlığı,
























Aynı kaşsızlığı harikulade şekilde taşıyan Bimba Bosé'nin eyeliner'la yaratılan kedi gözleri,
























Eva Herzigova'nın beyaza kaçan platin saçları, su mavisi gözleriyle muhteşem bir uyum yakalayan tırnakları ve onlara hoş bir şekilde eşlik eden pembe dudakları,

























Kat Dennings'in yataktan yeni çıkmış görünümlü saçları, khol'la çerçevelenmiş gözleri, (benim en sevdiğim dudak rengi olmaya devam ediyor şu tarif edeceğim şey) şeftali, dore ve pembeyi aynı anda sahiplenen dolgun dudakları.



Kendimizi kandırmak istemezsek kafamızda şöyle bir matematik yaparız. Bu güzelliğin üçte biri doğal, üçte biri makyaj, üçte biri de Photoshop. Doğal güzellik ve Photoshop'tan mahrum bırakılmış ya da bırakılacak olabiliriz ama makyaj her an sahip olduğumuz en kıymetli ve keyifli oyuncak.


Bugün makyajınızı yaparken sizlere bu kadınlar ilham versin,


Muhteşem çarşambalar 10dakika'cılar!

Uzun bir gecenin ardından şöyle diyeceksiniz: Yes to cucumbers!





















İşte bir önceki yazıda bahsettiğim bekarlığa vedanın ardından sonraki günü, adetlerimize uygun olarak, cildimi, midemi ve kendimi toparlamakla geçirdim. Sephora lansmanında paketten çıkan ürünler içinde merakımı en çok cezbedenlerden biri de Yes To Cucumbers'ın makyaj temizleme mendilleri ve göz altındaki şişkinlikleri yok eden jeliydi. Tam bir hangover takımı!

Dolayısıyla pazar günü (XOXO ve Marc Jacobs partisini kaçırmanın da verdiği üzüntüyle) kendimi salatalık kürüne adadım. Bir kere şunu söylemeliyim ki bu mendiller muhteşem!!!!! kokuyor. Salatalık ve Aloe Vera'nın kendine has, tazecik, akla yeşillik getiren o kokusu vardır ya... işte o. Ambalajı da kendisi kadar güzel ve üzerinde 'soothing' (yatıştırıcı) ve 'natural glow' (doğal parlaklık) gibi çok cazip kelimeler yer alıyor. En güzeli de bu kelimelerin gerçeğe dönüşmesi. Yüzümü tek bir mendille uzun uzun temizledikten sonra aynaya baktım ve tüm bitmişliğime rağmen, cildimde nemli ve parlak (ama yağlı değil) bir görüntüye rastladım. Bir de o koku! Ah o koku! Her pakette 30 mendil var. Eder 30 muhteşem koku terapisi!

Tamamıyla doğal olduklarını da söylemeliyim. Jel, şeffaf yapıda. Ben kendimce bir cinlik yaparak jeli buzdolabına koymuştum, bir güzel soğumuş. Sabah göz altıma sürdüğümde etkisi çok hoşuma gitti. Hem gece hem de gündüz kullanılabiliyor. Sabah sürdüğünüzde göz altındaki şişliği bastırıyor, gece ise göz altı bölgesini rahatlatıyor ve nemlendiriyor.






















Bir de makyaj temizleme mendillerini açtığınızda karşınıza şöyle bir keyifli detay çıkıyor: Wipe that smile on your face! Doğal ürünlerle hem ruhumuza hem cildimize hitap eden markaların, bu küçük oyunlarına bayılıyorum.
























En kısa zamanda serinin devamı olan Yes To Tomatoes ve Yes To Carrots'ı da keşfetmek niyetindeyim. Bugüne kadar beklemem kabahat.

Bekarlığa veda makyajının incelikleri





















Bekarlığa veda makyajının inceliği, aslında hiçbir inceliği olmamasını sağlamaktır. Hem renkli far, hem kırmızı ruj, hem mor rimel, hem de bol bol simli ürünler kullanılmalıdır. Bunlar, müstakbel gelinin yüzüne parmaklar yardımıyla (fırça kesinlikle kullanılmamalı, ya makyaj güzel olursa...) boca edilmelidir. Ortaya ne kadar saçma bir eser çıkarsa o kadar iyi hesabı...

Bekarlığa veda turlarımızın ilkini (bu sene inanılmaz bir evlilik trafiği mevcut) geçtiğimiz cumartesi akşamı attık. Ayça'ya buradan da mutluluklar diliyorum ve ekliyorum: Eğer sevgilisi kendisini şu makyajla da beğenirse evlilik garanti altına alınmış olur. Arada amacımızı saptıracak şekilde, makyajı Ayça'ya gerçekten de yakışmıştı...


Siz de yakın zamanda bir bekarlığa vedaya gidiyorsanız, makyaj çantanıza şu ürünleri atınız:
- Sephora Duo Eyeshadow No:11 Let's Dance (su yeşili ve lilanın istenirse 80'lere çok yaklaşan bir hali)
- Sephora Full Action Extreme Effect Mascara (ben mor rengi tercih ettim ve dün kendi gözlerimde de denedim, hiç fena değil)
- Sephora kırmızı ruj (onu allık gibi de kullanacaksınız tabii, yanakların üzerinde iki minik kırmızı elma varmış gibi görünecek)
- Too Faced Glamour Dust Glampire (her bridezilla'nın sahip olması gereken şey)

Kendilerini aşağıda topluca görebilirsiniz. Onlar da havaya girdiler ve poz verdiler.


15.4.11

Drew Barrymore kızıla, Amerika şaşkına döndü



























Bugün People.com'da (evet, tabii ki her gün tıklıyorum, beni yargılamayın lütfen, bir çeşit meditasyon gibi düşünün) şöyle bir kutu ve başlığa rastladım: "Drew Barrymore'un stylist'i: Neden kızıla gittik". Tabii ki People gibi derin ve felsefi bir sitede, 'E.T' ile tanıyıp çok sevdiğimiz bir zamanın çocuk yıldızı Drew Barrymore'un saç değişimini yakından takip edebiliyoruz. Bu konunun başlığa taşınması garip değil. Garip olan, bundan önceki yıllarda da bakır kızıl olarak tabir edilebilecek bu sıcak ve feminen rengin, Barrymore tarafından zaten tercih edilmiş ve neredeyse tüketilmiş olması. Yani şaşıracak bir şey yok.

























Bakınız işte. Kanıtım da üstte. Bu eski fotoğrafta (en az beş sene veriyorum) Barrymore, bana kalırsa şimdiki saç renginden de güzel bir ballı kızılla mutlu mutlu gülümsemiş. Renk yolculuğu şöyle devam etmiş:




























Saçtaki kızıl tamamıyla yok edilmiş, bal biraz yeşermiş ve sarıya doğru istikrarla ilerlenmiş. Barrymore'un stylist'i diyor ki People'da: "Dramatik bir değişiklik söz konusu olduğunda, tek seansta hayalinizdeki renge kavuşamazsınız. Saç, derece derece renk değiştirir. Mükemmel sonuca ulaşmak için zamana ihtiyacı olur." Çok doğru demiş.





























Barrymore'un yeşil baldan sonraki durağı, platindi. Ben W kapağında gördüğüm şu halini de pek beğenmiştim. Zaten omuz boyundaki küt kesim, öyle bir saç ki neredeyse her kadını hem çok feminen ve seksi hem de çok kişilikli ve modern yapıyor.  Hele alttaki fotoğrafta gördüğünüz şu 'yataktan yeni çıkmış' (Amerikalıların 'bed hair' diye tanımladığı, hatta ve hatta çeşitli saç ürünlerini aynı şekilde vaftiz ettikleri, o kutsal saç hali) saçlar, bence turnayı gözünden vuruyor.


























Gelelim Barrymore'un kızıldan bir önceki saçına. Daha önce 10dakika'da bahsettiğim ombre hair'in başarılı temsilcilerindendi kendisi. Ancak bu akımın 'boyasını çoktan akıttığını', artık eski ve sevimsiz bir şeye dönüştüğünü kabul ediyorum ben de. Zaten ombre hair, geçici bir hevesten öteye gidemez sanki... yapay ve zorlama bir hali var. İşte Drew Barrymore, sinema ekranına yansıyan en güzel yüzlerden birine sahip olmanın tadını, bir bukalemunu kıskandırırcasına renk değiştirerek çıkarıyor. Şu ana kadar da renk anlamında başarısız bir deneyine rastlamadık.





























Not: Şu yukarıda yazdıklarım kesinlikle dedikodu sayılmaz. Ayrıca sayılsa bile güzellik dedikodusunu artık burada da yapamayacaksam... nerelere gideceğim bilmiyorum...

"Spring's coming and we're blooming"



























XOXO Mag ve Marc Jacobs Daisy Eau So Fresh, bir araya gelirse ortaya şahane kokulu ve şahane dokulu bir pazar günü çıkacağı kesin. Sadece davetiyede yazan 'bahar geliyor ve biz çiçek açıyoruz' cümlesi bile beni ikna etmeye yeter zaten. O kadar hazırım ilkbahara!

Bu da demek ki 10dakika'cılar, Pazartesi gününü keyifli güzellik havadisleri ve manzaralarıyla karşılıyor olacağız.

Labels

10dakikagecikiyorummakyajımbitmedi 15 Eylül 2011 1925 1990 2010 top 10 2011 2011 Yılbaşı 2012 40 5 Couleurs Eye Palette 5 Kutu Güzellik A Scent Eau de Parfum Florale Abbey Lee Kershaw Acqua Di Gio Acqua Di Gioia Adios afro Afterglow Agyness Deyn aksesuar Alaçatı Alberto Morillas Alex Box Alexa Chung Alexander Wang Ali MacGraw Alien alışveriş ALL All Decked Out allık Allure Sensuelle Almodovar Almost Nude altın Amarige ambalaj amber Amira Ahmed Amra Cerkezovic Ana Claudia Michels Anais Anais Angel Angel Eau de Toilette Angel Innocent Anna Sui anneler günü antioksidan ara ton aralık Arizona Muse Armani Armani Privé aseton Asmer Ayak Sağlığı Merkezi Astrid Berges Frisbey Autumn Leaves Ava Gardner aydınlatıcı Azra B.right Radiant Skincare backstage Backyard Bill badem esansı badem yağı Baiser Volé bakım bal Balenciaga Balm Urgency "Boo Boos" Express Solution Skin Repair Balmain balyaj Bambi Northwood-Blyth banyo banyo köpüğü Barbara Paley Bare Minerals baz beach hair Beauty Bomb Beauty Knife Bella Swan Belle D'Opium Ben Gorham Benefit Bad Gal Benefit Bathina Benefit Benetint Benefit Brow Bar Benefit Cosmetics Benefit Crescent Row Benefit Lipscription Benefit Ooh La Lift Bengali Bento Box Bepanthen beslenme Best Buys of 2011 beyaz Beyoncé Bi-Facil Bimba Bosé Biotherm Biphase bitkisel yağ Black Swan Blake Lively bleach Bleu de Chanel blog blogger blonde Blu-Ray Blue Denim bob Bobbi Brown Body Oil Body Scrub Body Wash Bombay-Paris bordo bordo ruj Bottega Veneta Boy George Brad Pitt Brasil Dream Brazilian Keratin Treatment Bremenn Brigitte Bardot bronz bronzlaştırıcı pudra Brunette Eyes buğday Burberry Body Burberry Prorsum butik parfüm Butter Shine Lipstick Bvlgari Jasmin Noir Byredo C vitamini California Nail Bar Calyx Cambon Cameron Diaz Cannes çanta CARGO Carla Bruni-Sarkozy Carmen Kass Caroline Sieber Carrie Bradshaw Cartier Cashmere Mist Catherine Deneuve catwalk çekim Celine Cem Bora Ceylan Atınç Ceylan Çapa Cha Cha Tint Chance Eau Fraiche Chance Eau Tendre Chanel Chanel Allure Chanel Chance Chanel No. 5 Charlize Theron Charlotte Casiraghi Charlotte Gainsbourg chignon Chloé Christian Dior Christina Ricci Christy Turlington Chubby Stick Chunky Cherry çiçek çikolata çil cilt cilt bakımı cilt kremi cilt temizliği Çin Claire Danes Clarins Claudia Schiffer Clinique Clinique Happy Coco Chanel Coco Eau de Parfum Coco Mademoiselle Coco Noir Coconut Grove Codie Young concealer Constance Joblanski Contemporary 10 Coralista Cosmopolitan Couture 2011 Couture 2012 Cozy Cristalliste Crystal Renn Cumhuriyet Bayramı Cut By Fred Dahlia Noir Daily Energizer Dalan dantel Daphne Groeneveld Daphné Hezard DayWear DazedandConfused dedikodu defile Delight Demi Moore Deniz Tokgöz deniz ve güneş Deniz Yeğin İkiışık dergi dermatolog Dessin Du Regard detay Diana Vreeland Diane Diane Keaton Diane Kendal Diane Kruger Diane Von Furstenberg Diba Dick Page Dior Addict disk DIY dizi doğal doğal makyaj doğal yağ Dolce and Gabbana Donna Karan dore dövme Drew Barrymore Dries Van Noten dudak bakımı dudak dolgunlaştırıcı dudak kalemi dudak kontürü dudak nemlendirici dudak parlatıcı düğün duş jeli E vitamini Eclipse eczane Editions De Parfums Frédéric Malle ekstra el bakımı El İstanbul el kremi Elele Elena Anaya Elie Saab Elizabeth Taylor ELLE Türkiye ELLE UK Ellen Barkin elmacık kemiği Elodie Bouchez Elsa Schiaparelli Emily Weiss Emma Watson Emmy Enchanted Glamourland Ensar Cantürk Erborian erkek Ernest Beaux eşantiyon Esmeray Yıldırım Essenza Essie Esteé Lauder Estée Lauder estetik Eva Herzigova Eva Mendes Evan Rachel Wood evde yap Even Better Eyes Exfoliating Face Disc express serisi Express Solution Fatigue Eraser eyeliner Ezgi Tanlak Face Forward facebook far far paleti Fashion Night Out Federico Grigorini fetiş film Fioravanti flashback floral FNO fondöten fotoğraf François Berthoud François Demachy François Nars Franziska Müller Freckles Crayon Fred Farrugia Frédéric Malle Freja Beha Erichsen Frenzy Frida Kahlo Funny Face Gabrielle Chanel GAP Garancé Dore Gaultier gelin Gemma Ward Génifique Georgia Giambattista Valli Gigi Ginta Lapina Giorgio Armani Gipsy Girl Meets Pearl Girls Gisele Bundchen Givenchy Glowla Golden Globes Gönül Ergenekon göz çevresi göz farı göz kalemi göz makyajı Gözde Atakoğlu Grace Kelly Grammy Graphite gri Gucci Guerlain Guido Palau Guilty gül suyu güneş güzellik Gwen Stefani Gwyneth Paltrow haber haki hamam Hanneli Mustaparta happy pastels Harmonie De Printemps Harper's Bazaar hassas Hazal Yılmaz HBO Head Mistress Healthy Glow Powder Heath Ledger hediye Helena Christensen Hello Flawless Hello Flawless Oxygen Wow Herborist Hi Panda High Beam High Brow High Brow Glow High Impact hikaye hindistancevizi Hint holiday collection Holiday Palette Hollywood hot now Hotel Costes Huile de Corps Huile Prodigieuse HydraQuench Hypnose Hypnose Precious Cells I Love Chanel i-d I'm Glam Idealist IFW 2010 IFW2010 ikon ilham ilik bakımı ilkbahar İlkbahar/Yaz 2011 İlkbahar/Yaz 2012 İlkbahar/Yaz 2013 Illamasqua Illusion D'Ombre illüstrasyon ince telli saç inci indirim Industrie Inés De La Fressange İngiltere Instant Bucolique InStyle Interview İnto The Gloss İsabel Lucas Isabella Rossellini Issey Miyake İstanbul İstinyePark It-Blue İtalya ışık ve gölge J'Adore Jac Jagaciak Jak and Jil January Jones Jean Paul Gaultier Jeanine Lobell Jenna Menard Jennifer Connelly Jennifer Lopez Jennifer Love Hewitt Jessica Alba Jiji Jil Sander Jimmy Choo John Frieda Josephine de la Baume juicy tubes Justjellycat kabarık saç kabuki Kabuki Artisan Brushes kadifemsi göz çevresi kadın kahverengi kajal kakül kampanya kapak kapatıcı Karl Lagerfeld Karla's Closet Karleidoscope kaş kaş açmak kaş farı kaş fırçası kaş kalemi kaş seti Kat Dennings Kate Middleton Kate Moss Kate Winslet Katie Holmes Katy Perry Keira Knightley Kelly Framel Kemal Baykar Kenzo Jungle L'Elephant Perfume Kenzo parfüm Kérastase keratin kese kesim Kevyn Aucoin keyif khol kirpik kirpik bakımı Kirsten Dunst kisrten dunst kitap kırmızı kırmızı halı kırmızı oje kırmızı ruj kış kış bakımı kısa saç kıvırcık saç kızarıklık kızıl saç klasik kohl koleksiyon koyu halkalar krem krem far kristal Kristen McMenamy Kristen Stewart kuaför kült kuru şampuan kuru yağ küt kesim kuyruk L.I.L.Y L'Air de Nina Ricci L'Eau de Chloé L'Officiel La Base Dewy Glow La Déesse Lacquer Lady Gaga Laetitia Casta LaGuna lame Lana Del Rey Lancaster Lancome lansman Lanvin Lara Stone lash amplifier LashPlus Laura Bailey Lauren Hutton Le Vernis Léa Seydoux Leighton Meester leke Lemon Meringue Les Exclusifs de Chanel Les Fleurs D'Ete Let's Dance limon Linda Evangelista Linda Rodin lip balm lip gloss Lisa Eldridge liste Liv Tyler Liya Kebede Liz Taylor Loewe Londra Lookin' To Rock Rita loose powder losyon Louise Brooks LouLou Love Magazine Luca Turin lüks Lush Flush Lip and Cheek Stain M.A.C M.I.A MAC Kanyon macenta maden suyu Madonna mağaza magenta Magic Ink Maiko Make My Lemonade Make Up For Ever Make Up Masters 2012 Make Up Your Mind Beauty Weekend Make-Up Masters Makeup Your Mind Express Yourself Making Faces makyaj makyaj çantası makyaj çıkarıcı makyaj fırçası makyaj koleksiyonu makyaj seti makyajsızlık makyör makyöz malzeme Mandy Moore manikür Marc Jacobs Marcus Piggott Margot Tenenbaum Mariacarla Boscono Marilyn Monroe Mario Sorrenti Mario Testino Marjorie Durand Mark Rothko Marni Mary-Kate Olsen maskara maske mat oje mat ruj mavi Maya Arulpragasam Mefisto mektup Melis İlkkılıç Meltem Cumbul mercan merhem Mert Alaş Meryl Streep mesaj metalik Michael Jackson Michael Kors Michelle Williams Milano Miracle Misfit misk Missoni Missy Rayder moda moda editörü Moda Haftası model Molly Sims Monica Vitti Monika Jagaciak Monoi Body Glow ll monoi tiare Moon Beam morluk Moroccan Oil Multiple Stick mürdüm ruj Musc Amande müzik nail patch Nails Inc. Naked 2 Nana nane Naomi Watts Narciso Rodriguez NARS NARSskin Natalia Vodianova Natalie Portman Natasha Poly Naz Dipçin nem nemlendirici Neo Hair Design Studio neon New West New York Nicolas Ghesquiére Nicole Richie Nina Ricci Nine D'Urso Nişantaşı No 19 Poudré No 5 Eau Premiére No:5 Noir Couture Noir Couture Mascara nostalji nota Nuance numara Nutiva Nuxe O2 D Biotic Ödül Töreni Oh My Chérie oje okuyucu Olio Lusso Olivia Palermo ombre french manikür ombre hair onarıcı öneri Opium organik organizasyon Orgasm örgü oryantal Oscar Ödül Töreni Osman Başyiğit paçuli palet pamuk Pan Am Pantone Universe paraben Paradoxal parfüm parfümör Paris parti pastel Pat McGrath Patrick Demarchelier pazar pazar pazar pazartesi pedikür peeling peggywolf pembe Penelope Cruz Penny Lane Peridot Perk Up Artist Peter Philips Peter Phillips Phenomen'Eyes Philip Lim Phoebe Philo pigment Pixie Pınar Yeğin platin Platinum Egoiste portakal Post Card by CARGO Prada Prada Candy pratik bilgi Pro-Prime protein Prrrowl pudra Pure Radiant Tinted Moisturizer Pureness Purple Khaki QNail Bar Quartz Rachel Bilson Rag and Bone Rankin Raquel Zimmermann reklam reklam filmi Rene Furterer renk renkli nemlendirici Resort 2013 retro parfüm Retrochic Rexaline Rick Owens Rihanna Rive Gauche Pour Homme Roberto Cavalli Rochas Rodarte Ron Arad Rooney Mara röportaj Rose Khaki Rouge Allure Rouge Allure Velvet Rouge Coco Rouge Coco Shine Rouge Noir ruj sabah hazırlığı sabun saç saç bakım kremi saç bakımı saç boyası saç kesimi saç kremi saç modeli saç rengi SAG Awards 2012 sağlık sahil sahne makyajı sakız Sakura salatalık Salma Hayek Sam Mcknight şampuan Samsara sanat sandal ağacı sarışın Saskia De Brauw saydam ruj Scarlett Johansson Schiap Scott Shuman Sculpting Kit Seda Yılmaz Sedat Temur Self Service selülit Sensuous Nude Separfüm Sephora Sephora Astoria Sephora by OPI Sephora Capitol Sephora Collection Sephora Demirören İstiklal Sephora Exclusive Sephora Express Sephora Fluo Sephora HAIR Sephora İstinyePark Sephora Nail Art Sephora Palladium Sephora Shine Lipstick Sephora Sonbahar/Kış 2011 Serge Lutens serum seyahat Shakira Shalimar Sharon Stone sheer lipstick Shiseido Sienna Miller Signature Lipstick sim Simon Nessman Simone Legno sinema Şirin Ediger Bayülgen şişe Sisley siyah siyah makyaj siyah nokta sıvı allık Skin Energetic smokey eyes Smoky Blue Snow White and The Huntsman So Hooked On Carmella Sofia Coppola Sofia Loren Solange Knowles Some Beauty To Love sonbahar Sonbahar/Kış 2010 Sonbahar/Kış 2011 Sonbahar/Kış 2012 Sophia Sophia Loren Sophie Dahl sorucevap SPF spor spor salonu Stella McCartney Stephanie Seymour stil Stila street style Strivectin SD Strivectin SD Sensitive Style Awards STYLE BOOM style.com Sugar Body Scrub sümbülteber Summertime De Chanel Sun Beam Sunny Diane Süper Dergi Super Foot Scrub süpermodel sürme süt sütlü su Sweet New Ride Take a Bow takma kirpik taktik Tamara Mellon Tangerine Tango Tania Sanchez tarif tatil tavsiye Taylor Tommasi Hill teknoloji televizyon temel bilgiler temizlik ten kokusu Terracotta Terracotta Inca Summer Make Up Terracotta Lady teşekkür Thakoon Thann The Coveteur The Garden of Good and Eva The Golden Globes The Hundred Classics The Little Book Of Perfumes The Multiple The Porefessional The Quickie Chronicles The Sartorialist They're Real Thierry Mugler tipografi tırnak bakımı Tokidoki Tom Ford Tom Pecheux Tommy Ton Tonik Too Faced topuz törpü Touche Eclat toz pudra trend Trésor Tru True Blood tuberose Tülin Kermen turuncu Tuxedo Twiggy Twilight uçuk Urban Decay uzun saç Valentino Vanilla Sky vanilya Vanitas Vatan Velvet Gloss Lip Pencil Velvet Matte Lip Pencil Vera Wang Verda Alaton Versace Vetiver Vidal Sassoon video vintage Visionnaire vişne çürüğü Vita Liberata Vogue Vogue Germany Vogue Japan Vogue Paris Vogue Türkiye Vogue UK vücut bakımı vücut kremi vücut losyonu vücut makyajı vücut peeling vücut yağı W waterproof White Lucency Wicked Wild Safari XOXO yara yarışma yasemin yaşlanma karşıtı Yasmin Le Bon yaz yeni sezon yenilik Yes To Blueberries Yes To Carrots Yes To Cucumbers yılbaşı yılbaşı seti You Rebel Lite YSL Yunanistan Yves Saint Laurent Zeynep Özatalay zeytinyağı Zulu